tarafından eklendi tarafından eklendi

Tarihi kaynaklara baktığımızda birçok devlet ve topluluk zaman içerisinde farklı semboller kullanmıştır. Ok ve yay gibi eski zamanların popüler olan silahları genellikle devlet armalarında çokça bulunmuştur. Ancak çeşitli hayvan figürlerinin de eski uygarlıkların ruhunu yansıtan bayraklarında kullanıldığı da çokça görülmüştür. Bu yazımızda Büyük Selçuklu Devletinin simgesi olan ve Sivas için oldukça önem ifade etmekte olan Çift Başlı Kartalı inceleyeceğiz.

Çift Başlı Kartal’ın Kökeni Nedir?

Eski Çağ’dan itibaren bilinen bu sembolü ilk olarak Hititlilerin kullanmaya başladığı çeşitli kaynaklarda yer almaktadır. Hatta Sümerler’de de bu sembole önemli bir değer verildiği bilinmektedir. İlerleyen zamanda Çift Başlı Kartal, ihtişamlı görünümü ve bir o kadar da esrarengiz olan yapısı ile Medeniyetler arasında yaygın olarak kullanılmaya başlamıştır. Orta Asya ve Eski Türk toplumlarında mihenk taşı olan bu figür günümüzde halen popülerliğini korumaktadır.

Çift Başlı Kartal’ın Anlamı Nedir?

Oldukça sıradışı bir görüntüsü olan bu sembol hakkında en çok merak edilen şeylerden biri de ne anlama geldiği olmaktadır. Çift Başlı Kartal figürünün anlamı hakkında çeşitli yorumlar olsa da tarih araştırmacılarının söylediğine göre bu işaretin net olarak ne anlama geldiği henüz bilinmiyor.

Bakalım ilerleyen günlerde bu esrarengiz işaretin sırrı çözülebilecek mi?

Türk Toplumunda Çift Başlı Kartal

 Büyük Selçuklu İmparatorluğunun bayrağında Çift Başlı Kartal simgesi ve ok – yay ikilisi bulunmaktadır. Sivas ilimizde bulunan Divriği Ulu Camii’nde de Çift Başlı Kartal İşareti bulunmaktadır. Ayrıca Sivas Valiliğinin logosunda da bu sembol uzun yıllardır yer almaktadır. Selçuklu Devletinin izlerini taşıyan Buruciye Medresesi, Çifte Minareli Medrese, Sivas Kongre Binası, Şifaiye Medresesi ve Gök Medrese gibi önemli yapıların da Sivas’ta bulunduğunu belirtmekte fayda var. Ayrıca Polis Teşkilatımızın logosunda da  kartal sembolü yer almaktadır.

Konyaspor, BB Erzurumspor, Yeni Çorumspor ve İhsaniye Gençlerbirliği gibi Türk futbol kulüpleri de Çift Başlı Kartal’ın ihtişamıyla logolarını süslemişlerdir.

Ayrıca şanlı Türk Polis Teşkilatımızın logosunda da Çift Başlı Kartal’ın bulunduğunu hatırlatmadan geçemeyeceğim.

Bu yazımızda Türk – Müslüman topluluklarının yanı sıra geçmişte ve günümüzde birçok uygarlık tarafından önemli görülen Çift Başlı Kartal hakkında çeşitli bilgiler vermeye çalıştık. Umarım bilgilendirici olmuşturuz 🙂

Hepimiz Sivas’ın eski devletlerimiz için önemli olduğunu biliriz ancak Sivas önemli olmakla kalmayıp öncü bir şehir de olmuştur. Tıp ilminde çok ileri gitmiştir. Divriği Ulu Camii ve Şifahanesi ve Şifaiye Medresesi bilindik örneklerdir. Şimdi bu yazımızda pandemi sürecindeyken Sivas Miskinler Tekkesini ele alarak koronavirüsle mücadelemizde örnek olduğumuz gibi geçmişte cüzzam, veba gibi hastalıklarda da örnek olduğumuzu hatırlatmak istiyoruz.

Cüzzamlı el

Cüzzam Nedir?

Ufacık bir mikrobun (mycobacterium leprae) insan vücudunda oluşturduğu bulaşıcı ve süreğen bir hastalıktır. Kronik bir enfeksiyon hastalığıdır.

Cüzzam kötü bir hastalıktır. Bedendeki hıltlardan meydana gelmiştir. Organların mizacını bozar; genel olarak, vücutta bozukluk oluşturur; onun şeklini bozar. Bazen organları bozarken onun yakınlarındakileri de bozar, hatta organları yer. Yara oluşan organlar düşerler. O bütün bedeni kaplayan kanserdir.

İbn-i Sina

Neden Miskin?

Sözlük anlamı çok uyuşuk, hoş görülemeyecek durumlar karşısında tepki göstermeyen kimse, aciz ve zavallı olarak tanımlanan miskin kelimesi zamanla halkın cüzzamlı kimselere kullandığı bir sözcük halini aldı ve yeni bir anlam kazanmış oldu.

Cüzzamhaneler artık miskinhane olmuştu. Miskinler tekkesi, miskinler dergahı gibi kurumlar, vakıflar kurulmuştu.

Üsküdar Miskinler Tekkesi

Miskinler Tekkesi

Cüzzam ve diğer bulaşıcı hastalıklara yakalanan kişileri halktan ayırmak ve onları izole etmek için kurulmuş tek odacıklı salgın hastanesi Miskinler Tekkesinin ilki Hattab bin Mehmet tarafından 1321 (H. 721) yılında Sivas’a kurulmuştur.

Kurucu Hattab bin Mehmet, Miskinler Tekkesi için kendi mal varlığını harcamış, büyük bir özveri göstermiştir.

Daha sonrasında Üsküdar Karacaahmet Mezarlığı civarında da kurulmuştur.

Sivas Miskinler Tekkesi Hayır Şartları

Sivas’ta “Hattab İbni Saib Ahmet İbni Rahat Vakfı”nın 721 H. (1321 M.) tarihli vakfiyesinde:

Herhangi bir kaza veya bela sebebi ile borçlanma durumunda kalanlara kefil göstermek şartıyla borç verilmesi, ancak maddî varlığını haram olan işler ve amellerde harcayarak muhtaç duruma düşenlere borç verilmemesi,

Muhtaç olan dul ve yaşlı hanımlara her ay iyi atılmış pamuktan birer okka pamuk, ihtiyar olan erkeklere birer dirhem para verilmesi,

Âmalardan muhtaç olup da mahalle ve sokaklarda, çalışmayacak durumda olanlara yıllık 2050 dirhem tahsis edilmesi,

Cüzzamlılar için yıllık 60 dirhem, Kadı ve Valinin hapsettiği kişiler için 120 dirhem ayrılarak bu paradan her ay hissesine düşen 10 dirhem ile ekmek alınıp mahpuslara dağıtılması,

Fakir yetimlere bakmayı üstlenen, eğitim ve öğretimlerine dikkat edeceğini taahhüd edenlere bu yetimler teslim edilerek mütevelli ve yetkililerce zamanın icabına göre tespit edilecek ihtiyaçlarının karşılanması karar kılınmıştır.

Neden Tekke Deniyor?

Hastaların kaldıkları ortamlar tarikat pîrinin türbesi yakınında bulunup müstakil halde kalan insanların yaşam ortamı tekkelere benzemesinden ötürü bu karantinalar tekke ismini almıştır.

Miskinler Tekkesi idarecilerine “şeyh” denirdi. Tekke şeyhinin güvenilir ve adil biri olmasına önem gösterilirdi.

Bir diğer durum da halk tekkeleri severdi ve hastalar kendilerini iyi hissetsin diye hastane ortamındansa tekke ortamında kalmış gibi hissetsin diye halk tekke demeyi tercih ederdi.

Nerelerde Bulunur?

İlki Sivas’ta olan Miskinler Tekkesini Edirne’de, Bursa’da, İstanbul’da da görebiliriz. Şam ve Halep’te de görebiliriz. 1300’lü yıllardan itibaren coğrafyamızda kurduğumuz bu pandemi hastanelerini ancak Avrupa yüzlerce yıl sonra kurmuştur.

Evliya Çelebi Ne Dedi?

Birisi de miskinler tekkesidir. Tarik-ı amm üzre şehir haricindedir. Cümle mesakin anda sâkin olup nezr ile geçinirler. İstese bu kişi eşraftan olsun. Zira ellerinde hatt-ı şerif vardır. Hiç kimseyi dinlemeyip alıp tekkeye götürürler. Çünkü, diyar-ı rumun cüzzamı bulaşıcıdır diye şehir içinde durmak yasaklanmıştır.

Evliya Çelebi

Miskinler Tekkesinin Sonu

Sivas’taki Miskinler Tekkesinin son durumuyla ilgili elimizde belge olmasa da Üsküdar Miskinhanesi 1908 yılında maalesef kapatılmıştır.

Kaynaklar

  • https://www.fikriyat.com/galeri/tarih/cuzzam-hastalarinin-tedavi-icin-karantina-altina-alindigi-miskinler-tekkesi/20
  • https://darulkitap.kuranikerimde.com/muhtelif/tasavvufvetarikatlar/tasavuf/Tasavvuf%20ve%20Tarikatlar/Tekke/3.htm
  • https://www.aa.com.tr/tr/turkiye/asirlar-oncesinin-pandemi-hastanesi-miskinler-tekkesi/1827167
  • https://www.vgm.gov.tr/faaliyetler/kulturel-faaliyetler/turk-vakiflari-arastirma-merkezi
  • https://islamansiklopedisi.org.tr/miskinler-tekkesi

Sivas’ımızın geniş arazi imkanlarında yaşamış olan onlarca nesil kendilerince denemeler yaparak çeşitli lezzetler bulmuşlar ve bunlardan en güzellerini nesilden nesile aktarmışlardır.

Sebzeli Sivas Kebabı da dağında, ovasında koyununu, kuzusunu otlatan Sivaslının keşfettiği lezzetlerden olsa da merkeze gelerek çarşı yemeği haline dönüşmüş bir lezzetir.

Çarşı yemeklerinden olan Sebzeli Sivas Kebabı, tandırı andıran ve tuğladan örülen üzeri açık ocaklarda pişirilir yani tam bir arazi yemeğidir. Mangala, gezmeye tozmaya gittiğinizde yapmanızı mutlaka tavsiye ederiz.

(YouTube) Yenilebilir Sivas Tarihi – İshak Kaan Usta

Nazik koyun ve kuzu etleri kemikli olarak, bud, ön kol ve pirzolalık kısımlar, pirzola büyüklüğünde ayrılır. Bu hazırlanmış parçalar tuz, soğan ve baharattan oluşan karışıma yatırılarak terbiye edilir.

(YouTube) Yenilebilir Sivas Tarihi – İshak Kaan Usta

Patlıcanlar enine olarak 4-5 parçaya ayrılır. Baston biçiminde bir ucu eğik olan şişlere bir patlıcan, bir biber, bir domates olacak şekilde aralarına etin yağından konarak şiş dizilir.

(YouTube) Yenilebilir Sivas Tarihi – İshak Kaan Usta

Hazırlanmış olan etler de ayrı şişlere dizilir. Şişler açık olan ocağın üzerindeki tellere dikine asılır. Pide, lavaş veya tandır ekmeği üzerinde sofraya getirilir ve afiyetle yenir 🙂

Malzemeler

  • 1 kilogram kemikli parça kuzu eti
  • 1 kilogram patlıcan
  • 1 kilogram domates
  • 500 gram yeşil biber
  • Soğan
  • Tuz ve baharatlar

İlk çağlardan günümüze değin Sivas, Anadolu coğrafyasının ortasında kendine önemli bir yer edinmiştir. Şimdi gelin, geçmişten günümüze Sivas’ın tarih sahnesindeki yolculuğuna birlikte göz atalım:

Kapadokya Konya’dan Sivas’a kadar geniş bir coğrafyayı tabir eden bir isimdir. Stratejik konumu dolayısıyla bölge, tarih boyunca pek çok medeniyete ev sahipliği yapmıştır.

Persler dönemine baktığımızda Kapadokya bölgesi önce iki eyalet merkezine yani satraplığa ayrılmıştı: Büyük Kapadokya ve Pont Kapadokyası. İlerleyen süreçte bu iki satraplık birleşecek ve Kapadokya Satraplığı adını alacaktır.

Büyük Kapadokya bölgesine baktığımızda arazi büyük bir bozkır sahası idi. Sadece buğday ekimine elverişli, ev inşasının o dönem için arazi şartlarından dolayı zorluk teşkil ettiği bölgenin merkezi şehri ise Mazaka yani Kayseri idi.

Pont Kapadokyası ise ormanlık, maden itibariyle zengin bir bölge olarak çeşitli kaynaklarda belirtilmektedir. Sivas ya da o dönemki adı ile Sebast da bu söz konusu bölgede yer almaktadır. Sebast ismi Yunanca “Ogüst Şehri” demektir ve zamanında şehrin kraliçesi tarafından Roma kralı Augustus’a bir şükran ifadesi olarak şehre bu adı vermiştir.

İlerleyen süreçte Makedon İmparatorluğu, Pers İmparatorluğu ve Roma İmparatorluğu arasında sürekli el değiştiren tarihin bu önemli ve kadim şehri MS. 17’de Roma İmparatorluğu’na geçmiş ve 395’den sonra da Bizans döneminde kendine yer bulmuştur.

Bu dönemde imparatorluğun idarî yapılanma biçimi olarak “tema” biçimini benimsemesi sonucu Sivas da Sebasteia Teması’nın merkezi olmuştur. Bizans döneminde Müslümanlarla ilk tanışmasını yaşayan Sivas, Abdulvahabi Gazi hazretleri tarafından fethedilmek istense de bu büyük zat şehri fethetmeye nail olamamış ve şehadet şerbetini içmiştir.

1021 tarihinde dünya tarihinde eşine az rastlanır bir olay gerçekleşmiştir. Bizans tarafından Anadolu’ya yapılan Türk akınlarını engellemek için Van ve civarına yerleştirilen Ermeniler, Bizans’a Türk tehlikesi geçene kadar güvenli bölge olan Sivas’ı Van ile takas etmek istediğini bildirmiştir. Bizans yönetimi de bu teklifi kabul etmiş ve dünyada misali az olan bir şehir takası olayı gerçekleşmiştir. Takastan sonra ise Ermeniler Sivas’ta bağımsızlıklarını ilan etmişler ve Sivas çok kısa bir süre Küçük Ermenistan’ın başkenti olmuştur.

Bu arada şunu da belirtmeden geçemeyeceğiz ki Sivas tarihin her döneminde güvenli, emin bir belde olarak görülmüştür. Yüzyıllar sonra bu durum İstiklal mücadelemizde ise taçlanacaktır.

Bizans’ın Sivas’ta yönetimi tekrar eline almasının akabinde Anadolu’nun 1071 yılından itibaren Türk yurdu olmasıyla Sivas da kesin olarak Türk yurdu olmuştur.

Sivas Anadolu Selçukluları döneminde başkentlik görevini de belli bir süre üstlenmiş olsa da Anadolu Selçuklu devrinin en önemli başkenti hiç şüphesiz Konya’dır. Ancak Selçuklu devrini incelediğimizde Selçuklu devrinin idarî başkenti Konya olsa da iktisadî yönden en önemli şehri Sivas’tır. Yani iktisadî başkent Sivas’tır desek yanlış bir tabir kullanmayız.

Hamdullah Kaznivî tarafından hazırlanmış olan kitapta devlete ödenen vergi miktarlarını gösteren belgelerde de bu durum bariz bir şekilde belli olmaktadır. Daha da ilginç bir bilgi, yine o dönem belgelerine bakıldığında Konya ile Sivas’ın toplam vergi miktarı o dönem İngiltere’sinin toplam vergi miktarının yarısından fazladır.

İktisatta Konya’yı geride bırakan bu kadim şehir ilmî açıdan da Konya ile yarışır bir seviyedeydi. Günümüzde tarihî şehir meydanını çevreleyen Buruciye Medresesi, Çifte Minareli Medrese ve Sahibiye Medresesi(Gök Medrese) müthiş bir tevafuk sonucunda aynı yıl faaliyete geçmiştir(1271).

1217 yılında faaliyete geçen ve yine tarihî meydanı süsleyen Şifaiye Medresesi de şehrin ilmî yönüne katkıda bulunan bir diğer önemli yapıdır.

Selçuklu devrinin en çok eser bulunan üç şehrinden birisi de yine Sivas’tır. Diğer iki şehir ise Konya ve Kayseri’dir.

Osmanlı hakimiyetine girdikten sonra da önemini yitirmeyen Sultan Şehir Sivas, imparatorluk tarafından oluşturulan “Eyalet-i Rum” eyaletinin merkezi olmuştur.  1526’dan 1864 yılına kadar bu özelliğini devam ettiren Sivas, 1864’te kabul edilen Teşkil-i Vilayet Nizamnamesi ile vilayet olarak tanımlanmıştır ve eyalet merkezi özelliğini yitirmiştir.

Sebaste, Sipas, Megalopolis, Kabira, Diaspolis, Talaurs, Danişment İli,Dar’ûl Âlâ, Eyalet-i Rum, Eyalet-i Sivas.

Dipnot: Yazı hazırlanırken İsmail Hakkı UZUNÇARŞILI ve Rıdvan Nafiz EDGÜER tarafından yazılmış “Sivas Şehri” kitabı ve Osman TURAN tarafından yazılmış “Selçuklu Zamanında Sivas Şehri” makalesi referans alınmıştır.

Tarihi geçmişe, doğal ve kültürel zenginliklere ev sahipliği yapmış olan Sivas’ımız hakkında yapılan SWOT analizlini sizinle buluşturuyoruz. Çalışma 2019 basımlı Sivas Ekonomisi kitabından alınmıştır.

SWOT Analizi Nedir?

4 kelimenin baş harfleriyle yapılan bir kısaltmadır. Strengths, Weakness, Opportunites, Threats yani Güçlü yönler, Zayıf yönler, Fırsatlar, Tehditler.

SWOT analizi girişimler, şirketler, holdingler ve hatta şehirler, ülkeler için çok önemlidir. Size yol gösteren en basit ama temel oklar çizer.

Sivas’ın Güçlü Yönleri

  • Tarihin her dönemine ait eser varlığı (4000 yıllık şehir geçmişi)
  • Zengin tarihi, taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarının yoğunluğu
  • Açık hava müzesi niteliğindeki il merkezi
  • Selçuklu eserlerinin yoğun olduğu illerden biri olması
  • Dünya mirası niteliğinde bulunan Divriği Ulu Camii ve Darüşşifası
  • Divriği’de bulunan kentsel sit alanının varlığı
  • Taşınır kültür varlıklarının sergilendiği Kongre ve Arkeoloji Müzesi
  • Sivas Kongresinin önemi
  • Uluslararası bilim heyetlerince yapılan ve Dünyaca tanınan 2 (iki) adet arkeolojik kazıya sahip olması
  • 12 bine yakın müze envanterine sahip olması
  • 1047 adet envanterlik halı ve kilime sahip olması
  • Kara, hava, demiryolu konusunda iyi ulaşım imkanlarına sahip olması
  • Başta güreş olmak üzere sportif faaliyetlerde başarı yakalanması

Sivas’ın Zayıf Yönleri

  • Konaklama olanaklarının yetersizliği
  • Sivas’ın coğrafi yapısının yeterince elverişli olmaması ve sert iklimi
  • Şehir tanıtımının ve kent pazarlamasının yetersizliği (Artık Sivas’a Gel var ;))
  • Sivas’ı Karadeniz sahiline bağlayan yolların çok uzun olması
  • Divriği’ye giden kara yolunun yetersiz olması
  • Turizm alanında yapılan yatırımların çok yetersiz olması

Sivas’taki Fırsatlar

  • Sivas’ın Tarihi İpek Yolu ve Kral Yolu’nun geçtiği güzergahta bulunması
  • İpek Yolu Projesi kapsamında mola noktası olarak değerlendirilebilecek Han ve Kervansarayların olması
  • Kara, demir yolu ağına ve havaalanına sahip olması
  • Coğrafi konumu gereğince tur güzergahları üzerinde bulunması
  • Tarihi 4 Eylül Kongresi
  • Sağlık ve kültür turizminin artışta olması
  • Jeotermal kaynaklara olan ihtiyacın Dünya genelinde artıyor olması
  • Türkiye’de kış turizmine olan talebin artış göstermesi
  • Dünyaca ünlü Sivas Halısı
  • Geliştirilmeye müsait el sanatlarının varlığı
  • Birçok yeni müze açma potansiyelinin mevcut olması
  • İl dışında belli bir güce, sayıya ve etkinliğe sahip Sivaslıların varlığı

Sivas için Tehditler

  • Modernleşme ve yaşam şekillerinin hızla değişmesinin kültürel miras üzerindeki olumsuz etkisi
  • El sanatları ustalarının aramızdan çekilmesi ve yerlerini dolduracak yeni ustaların olmayışı
  • Fabrikasyon üretimin el sanatlarına ilgiyi azaltması
  • El sanatlarındaki iş gücü kaybının önüne geçilememesi
  • İş gücü daha ucuz olan ülkelerden ithal edilen el sanatı ürünlerin sektörü olumsuz etkilemesi
  • İş olanakları nedeni ile büyükşehirlerin iş gücü talebinin artıyor olması
  • Kış mevsiminin uzun ve soğuk olması
  • İklimin tarihi ve kültürel varlıklar üzerinde olumsuz etkileri
  • Eser restorasyonlarında bazı süreçlerde aşılması zor tıkanıklıklar yaşanması
  • Eser restorasyonunun diğer inşaat işlerine göre daha pahalıya mal olması, bütçe imkanlarını zorlaması ve sürekli bakım gerektirmesi
  • Çarpık kentleşme
  • Komşu illerin gelişim hızlarının daha fazla artıyor olması yani geri kalmamız
  • Küresel ısınmanın varlığı ve doğal kaynakların azalıyor olması
Mustafa Takî ve TBMM’nin İlk Anketi

Meclis kurulmuş ve savaş devam ediyorken sürecin planlanması gerekiyordu. Aynı zamanda mecliste herkesin fikrini de almak gerekiyordu. Bunun için bir anket çalışması yapılmış.

TBMM Evrak ve Tahrirat Müdürü Necmettin Sahir Sılan, savaş devam ederken “savaş sonrası Türkiye” üzerine bir anket çalışması yaptırmış. 1921-1923 arasında çalışma devam etmiş.

Ankette tek sorunun sorulduğu bir kağıt her mebusa teslim edilmiş ve cevaplanması istenmiş. Necmettin Sahir Sılan’ın sorusu şudur:

“Kazanılacak olan millî istiklal mücahedemizin feyizdar ve semedar olması neye mütevakıftır?”

Türkçeyi Türkçeye çevirirsek soru şudur:

“Kazanılacak olan millî istiklal cihadımızın aydınlık ve verimli olması neye bağlıdır?”

Mustafa Takî Efendi el yazısıyla şöyle cevaplamıştır:

“Dünyevi, uhrevi, ferdi, ictimai her saadetin ancak istiklâl-i millî ile hasıl olacağını her ferd-i millete öğretmek, iman ettirilmek ile olabilir.”

Mustafa Takî Efendi

Yine Türkçeyi Türkçeye çevirelim:

Dünyada, ahirette, şahısta, toplumda her mutluluğun milli bağımsızlık ile olacağını milletin her şahsına öğretmek, iman ettirmek ile olur.”

Mustafa Takî Efendi

Sivas’ın Kurucu Meclis’teki ilk milletvekillerinden olan Mustafa Takî Efendi’nin Meclis Konuşmaları kitabından aldığımız bir bölümü sizlerle buluşturuyoruz.

Mustafa Takî Efendi, zaman zaman dönemin önemli dergilerinde ve gazetelerinde yazılar kaleme almıştır. Bunlar sade dille yazılmış olup doğrudan halka hitap etmektedir. Bu sayede halk ile arasında önemli bir bağ oluşmuştur.

Mustafa Takî Efendi, Beyânu’l-Hak gazetesinin 11 Rebîü’l-evvel 1330 tarihli nüshasında “Meb’ûs Nasıl Olmalı?” başlıklı bir makale kaleme almıştır.

Makalesinde çokça özellikten bahsetmiştir ancak özetle 18 maddede bunları listeyebiliriz.

  1. Dinî ilimleri ve fıkhı bilmelidir. Zira mebusların görevi, kanunların ıslahı ve düzenlemesidir.
  2. Yürürlükte bulunan tüm kanunları bilmeli ve kanunlar üzerinde halkın yararına olacak ne gibi değişiklik yapılacağını muhakeme etmeli ve incelemelidir.
  3. Devletin mevcut ve kapatılmış tüm idari organizasyonunu bilmeli ve bunlarda yapılacak ve yapılması gerekli olan değişikliğe muktedir olmalıdır.

  1. Devletin gelirlerini, giderlerini ve bunların harcandığı yerlerin usulüne uygun olup olmadığı tetkik kabiliyeti olmalıdır.
  2. Diğer devletlerin kanunlarını incelemiş ve anlamış olmalıdır çünkü tecrübelerinden yararlanmalıdır.
  3. Yönetim biçimlerini, istişareyi ve bu alanda dünyadaki görüşleri bilmeli o uygulamaların sonuç ve yararlarına vakıf olmalıdır.
  1. İslâm ve Türkiye (Osmanlı) tarihi başta olmak üzere dünya tarihine ve olaylarına vâkıf olmalıdır.
  2. Mevcut fen bilimlerine ve özellikle gelişen savaş tekniklerine vâkıf olup bu alanda gelişmemiz için neler yapılacağını idrak etmelidir.
  3. Türkiye (Osmanlı) coğrafyasına ait bilgi sahibi olmalıdır. Bu coğrafyanın bayındırlık ve altyapı açısından gelişimi için neler yapılacağı konusunda bilgi ve irade sahibi olmalıdır.
  1. Türkiye (Osmanlı) coğrafyasını bilmekle birlikte gezip görmüş ve burada yaşayan insanlara neler yapılacağına dair teklif verecek bir kanaate sahip olmalıdır.
  2. Yabancı devletlerin ve özellikle Türkiye’nin (Osmanlı’nın) yakın komşularının doğal, siyasi, millî, iktisadi yapısına ait bilgi sahibi olmalıdır. Onların gelişme ve ilerlemelerinde neler yapıtğını takip etmelidir.
  3. Yeryüzünde yaşayan tüm Müslümanların tarihlerini, mevcut durumlarını, memleketlerinin coğrafi ve doğal durumlarını bilmeli; ilişkilerin geliştirilmesi için neler yapılacağı bilgisine sahip olmalıdır.
  1. Devletler arası hukuk ve kuralları bilmeli. Bu kural ve hukukların gerek Avrupa gerek Doğu devletleriyle hangi seviyede ilişkili olduğuna vâkıf olmalıdır.
  2. Avrupa devletlerinin birbirleriyle olan ilişkilerini ve bize olan tesirini ve geleceğe yönelik gelişimi öngörebilmelidir.
  3. Türkiye (Osmanlı) topraklarında kurulmuş olan tüm siyasi cemiyet ve oluşumların program ve amaçlarını bilmelidir. Birliği bozacak girişim ve çalışmalara müsamaha etmemeli ve tedbirlerini alacak yasal çalışmaları yapabilmelidir.
  1. İlim ve fenlerden her birine az çok sahip olmakla beraber fıkıh, kanun ve siyaset gibi hukuk ilimlerinden başkalarına da vukufiyeti olmalıdır.
  2. Bugün Doğu, Batı, İslâm alemi ve Avrupa’nın içerisinde bulunduğu durum ile Türkiye’nin (Osmanlı’nın) içerisine düştüğü sosyal ve ekonomik durumu idrak ederek memleketini yükseltebilme hissiyatını taşıyacak liyakata sahip olmalıdır.
  3. Yukarıda sayılan vasıfları taşımakla birlikte; yazma ve konuşma konusunda güçlü bir kişiliğe sahip olmalıdır.

“Sivas’a Gel diyorsunuz ama geldiğimizde ne yapacağız? Sivas’ta neler yapılır?” gibi çeşitli sorularla özel mesaj kutularımızı dolduruyordunuz. Biz de elimizden geldiğince cevaplar veriyor çeşitli etkinliklere yönlendiriyorduk. Ara ara da sosyal ağlardan paylaşımlar yaparak tavsiyelerde bulunuyorduk. Bunları listeyelerek şimdi sizlerle paylaşıyoruz.

Bu listemizde 6 farklı etkinlikten bahsediyoruz. Bunlar il merkezinin dışında yapılan etkinliklerdir. İl merkezinde yapılacaklar ayrı bir liste olarak paylaşılacak 🙂

1. Emirhan Kayalıkları’nda Doğa Yürüyüşü – Dağ Tırmanışı

125 liradan başlayan fiyatlarla Gazi Turizm ile Emirhan Kayalıkları’nda yürüyüş yapabilirsiniz.

Fotoğraf: @burakzeus (Instagram)

2. Yıldız Dağı’nda Kış Sporları Yap – Kayak, Snowboard, Kızak, Buzpark

Yıldız Dağı Kış Sporlar Merkezi, Türkiye’nin en ekonomik kış sporu merkezi olmasıyla dikkat çekiyor.

3. Gürün Gökpınar Gölü’nde Dalış

Kaynak: Sabah Gazetesi

4. Eğribucak Kayalıkları’nda Kamp

Fotoğraf: Şahin Efraim
Fotoğraf: Şahin Efraim

5. Kangal Balıklı Kaplıca’da Doktor Balıklarla Yüz

6. Divriği Ulu Camii’de Taş İşleme Sanatını Hayranlıkla İzle

Bir tarih ve kültür şehri olan Sivas’ın yemek kültürü de fazlasıyla geniştir. Sivas’ın en önde gelen lezzetlerinden Sivas köftesi için Twitter’da sizlerin yönlendirmeleri ile belirlenmiş 6 güzide mekânı sizler için derledik.

Fotoğraf: TRT Haber

1 – Köfteci Ahmet Usta

Köfte deyince Sivas ve Sivas dışında akla gelen ilk mekân hiç şüphesiz Köfteci Ahmet Usta’dır. Köfteyi Türkiye’ye tanıtan bu güzide mekânda köfte yemek ayrı bir keyif verecektir.

Adres: 15. Blok, 53-7. Sk. Toptancılar Sitesi No:50, Sivas Merkez

Fotoğraf: Milliyet

2 – 3n Sofra Kebap Ve Lahmacun Salonu

Yıllardır Sivas’a hizmet veren bu işletme de köfteseverler için iyi bir deneyim fırsatı sunuyor.

Adres: Eskikale Mahallesi 13-Elif Sokak No:3 SİVAS

Fotoğraf: haber7.com

3 – İzzet Usta Başaran Köftecisi

Sivas deyince akla köfte geliyor. Hâliyle köfte konusunda seçenek de bir hayli fazla. İşte o seçeneklerden birisi daha: Köfteci İzzet Usta.

Adres: Demircilerardı Mahallesi 27-29. Sokak No:8 SİVAS

Fotoğraf: Yeni Şafak

4 – Doyum Kebap Nuri Usta

İki dükkânı ile Sivas’a hizmet veren Nuri Usta, Sivas köftesi yemek için güzel bir seçim olacaktır.

Adres: Gültepe Mahallesi Sultan Şehir Bulvarı Sivasspor Tesisleri İçi SİVAS
Şube 2: Atatürk Caddesi Kepçeli Mevkii SİVAS

Fotoğraf: CNN Türk

5 – Lezzetçi

Ürün yelpazesi ve dükkan çeşitliliği ile Sivas’a hizmet veren işletmede Sivas köftesi de bu ürün yelpazesinin başatlarından.

Adres: Sularbaşı Mahallesi Aliağa Camii Sokak PTT arkası No:10 SİVAS

Fotoğraf: NTV

6 – Özen Kebap

Sivas’ın ve Sivas’a gelenlerin vazgeçemediği başka bir mekân. Özen’in köftesi de kesinlikle denenmesi gereken bir lezzet.

Adres: Atatürk Caddesi No: 48 SİVAS

Üniversite Öğrencileri İçin Bonus –Albatros

Üniversitemize uzun zamandır hizmet veren bu işletmede de Sivas köftesini deneyebilirsiniz.

Adres: Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Hastanesi Karşısı, 58070 İmaret/Sivas Merkez

Yazı ve Derleme: Muhammed Emin Türkyılmaz

Düzenleme: Ahmet Turan İnce

Sivas Cumhuriyet Üniversitesi, Türkiye Cumhuriyeti’nin 50. yılı vesilesiyle 1974’te 1100 dönüm arazi üzerine kurulmuştur. Yılların deneyimi, ilkeli, çağdaş ve modern bir eğitim yapısıyla bölgenin önde gelen üniversiteleri arasındadır.

Üreten Türkiye için bilime dayalı hizmet ve teknoloji üretmekte olan Sivas Cumhuriyet Üniversitesi bu hizmet ve teknolojiyi toplum yararına adapte etme misyonunu üstlenmiştir.

Sivas Cumhuriyet Üniversitesinin vizyonuna bakacak olursak bölgenin kalkınmakta olması , yenilikçi bir üniversite , kültürel ve sosyal – ekonomik gelişiminde fayda sağlamak önemli bir yer tutmaktadır.

Üniversite bünyesine baktığımızda 16 fakülte , 4 enstitü, 1 Türk Müziği Devlet Konservatuvarı, 5 yüksekokul ve 14 meslek tüksekokulu ile 1 Teknokent bulunduran Sivas Cumhuriyet Üniversitesi toplamda 44.812 öğrencisi bulunmaktadır. Ayrıca üniversitede 1910’u akademik, 2894’ü idari olarak 4804 çalışan personel bulunmaktadır.

Sivas Cumhuriyet Üniversitesinin sağladığı imkanlar

  • Erasmus+ faaliyetiyle yurt dışı öğrenci değişimi
  • Başarılı görülen öğrencilere karşılıksız burs
  • Farabi faaliyetiyle yurt içi bir dönem başka üniversitede eğitim imkanı
  • Ayrıca ilk 1000 içerisinde olarak Sivas Üniversitesini tercih edenler yurt, burs ve bilgisayar verilmektedir.

Spor Tesisleri 🎾🏀🤾‍♂️

Spor tesisleri konusunda birçok zenginliğe sahip olan Sivas Cumhuriyet Üniversitesinde 2 tane halı saha, 6 adet tenis kortu, 1 tane halı basketbol sahası ve bunların yanında hentbol sahası bulunmaktadır. İki parkur 18’er istasyonlu mini golf sahası, 3.000 metrekarelik kondisyon sahası bunun yanında 2 adet yarı olimpik yüzme havuzu gibi birçok sportif faaliyet için uygun mekanları barındırmaktadır.

Üniversiteye Ulaşım 🚌

Sivas Cumhuriyet Üniversitesine ulaşım belediye otobüsleri ile sağlanıyor. Kampüs şehir merkezine 5 km mesafededir. Şehrin bütün otobüsleri üniversite kampüsünde toplanmaktadır. Bu sayede üniversiteye gelmek ve şehrin istenilen noktasına gitmek çok kolaydır.

Konaklama ve Yurt İmkanları 🏠

Kredi Yurtları Kurumu bünyesinde toplamda 3972 kişi kapasiteli yurt bulunmaktadır.

Konum :

Translate »