tarafından eklendi tarafından eklendi
Tibyan Tefsiri
Fotoğraf: Benli Kitap

Tefsirî Mehmet Efendi, Muhammed b. Hamza Ayıntabî, Hanefi fakihi olması hasebiyle el-Hanefî, atalarının deri tabaklama işiyle uğraşmasından ötürü de ed-Debbağ gibi nisbelerle anılan meşhur ilim adamıdır.

Aliağa Camii Haziresi
Fotoğraf: İhsan GÜLBİLGE

Aslen Antepli olan Tefsirî Mehmet Efendi, 20 yaşında Sivas’a gelmiş ve kalan ömrünü Sivas’ta geçirmiştir. Doğum yeri Antep olsa da ömrünün büyük kısmı Sivas’ta geçtiği için kendisine Sivaslıdır desek yanlış söylemiş olmayız. Keza kendisi de müellif eserlerinde söz konusu tüm nisbelerini kullanarak “Sivasî Muhammed Efendi et-Tefsirî ed-Debbağ” şeklinde ismini not düşerek Sivaslı olduğuna atıfta bulunmuştur.

Doğum tarihi kesin olarak bilinmemekle birlikte 17. yüzyılın ilk çeyreğinde doğması muhtemeldir.

Şifaiye Medresesi
Fotoğraf: Vedat Esen

Sivas’ta Şifaiye Medresesi’nde müderrislik görevinde bulunan ve Sivas müftülüğü de yapmış olan Tefsirî Mehmet Efendi, hicrî 1111 yılının Rebiülevvel ayının 22. gecesi, milâdî Eylül 1699’da vefat etmiştir.

Aliağa Camii
Fotoğraf: İhsan GÜLBİLGE

Mezarı ilk başta Kabakyazısı Mezarlığı’nda iken, mezarlığın iptal edilip şehir merkezine dahil edildiği Birinci Dünya Savaşı yıllarında Sivas mebusu Mütevellizade Ziya Beyefendi’nin çabalarıyla naaşı Aliağa Camii haziresine nakledilmiştir.

Aliağa Camii
Fotoğraf: İhsan GÜLBİLGE

TİBYAN TEFSİRİ:
Hıdır b. Abdurrahman el-Ezdî ed-Dimaşkî’nin h. 726 tarihinde yazdığı “et-Tibyân fî tefsîri’l-Kur’ân” adlı Arapça tefsirin Tefsirî Mehmet Efendi tarafından genişletilmiş ve yeniden düzenlenmiş bir tercümesidir. 

Tefsirin mukaddime yani önsözünde belirtildiğine göre Padişah IV. Mehmet’in isteği üzerine tercüme edilmiştir. Padişahın huzurunda İstanbul’da haftada iki defa yapılmakta olan “huzur dersleri” isimli ilmî toplantıya dönemin Şeyhülislâm’ı Minkârizade Yahya Efendi tarafından davet edilen Tefsirî Mehmet Efendi, şeyhülislâmın yakın ilgi ve alakasına mazhar olur ve kendisinden padişaha övgüyle bahsedilir.

Padişah da bu derslerin birinde Mehmet Efendi’den bir Kur’an tercümesi istemiş, Mehmet Efendi’ye dört tane tefsir on tane de lügat vermiştir.

Bunun üzerine Mehmet Efendi bunu bir emir bilip Tibyân Tefsiri’ni esas almak suretiyle diğer tefsirlerden de faydalanarak iki yıl içinde iki takım eser yazmış, birisini padişaha sunmuş diğerini de halkın istifade etmesi için vakfetmiştir.

Tibyan Tefsiri, Osmanlı Devleti’nde “Tanzimat Dönemi’nden II. Meşrutiyet Dönemi’ne kadar en fazla basılan Türkçe tefsir” özelliği de taşımaktadır.

(Yazı, Recep ARPA’nın 2005 yılında hazırladığı “Ayıntabî Mehmet Efendi’nin Tibyan Tefsiri ve Osmanlı Toplumundaki Yorum Değeri” isimli tez çalışması referans alınarak hazırlanmıştır.)


İlk çağlardan günümüze değin Sivas, Anadolu coğrafyasının ortasında kendine önemli bir yer edinmiştir. Şimdi gelin, geçmişten günümüze Sivas’ın tarih sahnesindeki yolculuğuna birlikte göz atalım:

Kapadokya Konya’dan Sivas’a kadar geniş bir coğrafyayı tabir eden bir isimdir. Stratejik konumu dolayısıyla bölge, tarih boyunca pek çok medeniyete ev sahipliği yapmıştır.

Persler dönemine baktığımızda Kapadokya bölgesi önce iki eyalet merkezine yani satraplığa ayrılmıştı: Büyük Kapadokya ve Pont Kapadokyası. İlerleyen süreçte bu iki satraplık birleşecek ve Kapadokya Satraplığı adını alacaktır.

Büyük Kapadokya bölgesine baktığımızda arazi büyük bir bozkır sahası idi. Sadece buğday ekimine elverişli, ev inşasının o dönem için arazi şartlarından dolayı zorluk teşkil ettiği bölgenin merkezi şehri ise Mazaka yani Kayseri idi.

Pont Kapadokyası ise ormanlık, maden itibariyle zengin bir bölge olarak çeşitli kaynaklarda belirtilmektedir. Sivas ya da o dönemki adı ile Sebast da bu söz konusu bölgede yer almaktadır. Sebast ismi Yunanca “Ogüst Şehri” demektir ve zamanında şehrin kraliçesi tarafından Roma kralı Augustus’a bir şükran ifadesi olarak şehre bu adı vermiştir.

İlerleyen süreçte Makedon İmparatorluğu, Pers İmparatorluğu ve Roma İmparatorluğu arasında sürekli el değiştiren tarihin bu önemli ve kadim şehri MS. 17’de Roma İmparatorluğu’na geçmiş ve 395’den sonra da Bizans döneminde kendine yer bulmuştur.

Bu dönemde imparatorluğun idarî yapılanma biçimi olarak “tema” biçimini benimsemesi sonucu Sivas da Sebasteia Teması’nın merkezi olmuştur. Bizans döneminde Müslümanlarla ilk tanışmasını yaşayan Sivas, Abdulvahabi Gazi hazretleri tarafından fethedilmek istense de bu büyük zat şehri fethetmeye nail olamamış ve şehadet şerbetini içmiştir.

1021 tarihinde dünya tarihinde eşine az rastlanır bir olay gerçekleşmiştir. Bizans tarafından Anadolu’ya yapılan Türk akınlarını engellemek için Van ve civarına yerleştirilen Ermeniler, Bizans’a Türk tehlikesi geçene kadar güvenli bölge olan Sivas’ı Van ile takas etmek istediğini bildirmiştir. Bizans yönetimi de bu teklifi kabul etmiş ve dünyada misali az olan bir şehir takası olayı gerçekleşmiştir. Takastan sonra ise Ermeniler Sivas’ta bağımsızlıklarını ilan etmişler ve Sivas çok kısa bir süre Küçük Ermenistan’ın başkenti olmuştur.

Bu arada şunu da belirtmeden geçemeyeceğiz ki Sivas tarihin her döneminde güvenli, emin bir belde olarak görülmüştür. Yüzyıllar sonra bu durum İstiklal mücadelemizde ise taçlanacaktır.

Bizans’ın Sivas’ta yönetimi tekrar eline almasının akabinde Anadolu’nun 1071 yılından itibaren Türk yurdu olmasıyla Sivas da kesin olarak Türk yurdu olmuştur.

Sivas Anadolu Selçukluları döneminde başkentlik görevini de belli bir süre üstlenmiş olsa da Anadolu Selçuklu devrinin en önemli başkenti hiç şüphesiz Konya’dır. Ancak Selçuklu devrini incelediğimizde Selçuklu devrinin idarî başkenti Konya olsa da iktisadî yönden en önemli şehri Sivas’tır. Yani iktisadî başkent Sivas’tır desek yanlış bir tabir kullanmayız.

Hamdullah Kaznivî tarafından hazırlanmış olan kitapta devlete ödenen vergi miktarlarını gösteren belgelerde de bu durum bariz bir şekilde belli olmaktadır. Daha da ilginç bir bilgi, yine o dönem belgelerine bakıldığında Konya ile Sivas’ın toplam vergi miktarı o dönem İngiltere’sinin toplam vergi miktarının yarısından fazladır.

İktisatta Konya’yı geride bırakan bu kadim şehir ilmî açıdan da Konya ile yarışır bir seviyedeydi. Günümüzde tarihî şehir meydanını çevreleyen Buruciye Medresesi, Çifte Minareli Medrese ve Sahibiye Medresesi(Gök Medrese) müthiş bir tevafuk sonucunda aynı yıl faaliyete geçmiştir(1271).

1217 yılında faaliyete geçen ve yine tarihî meydanı süsleyen Şifaiye Medresesi de şehrin ilmî yönüne katkıda bulunan bir diğer önemli yapıdır.

Selçuklu devrinin en çok eser bulunan üç şehrinden birisi de yine Sivas’tır. Diğer iki şehir ise Konya ve Kayseri’dir.

Osmanlı hakimiyetine girdikten sonra da önemini yitirmeyen Sultan Şehir Sivas, imparatorluk tarafından oluşturulan “Eyalet-i Rum” eyaletinin merkezi olmuştur.  1526’dan 1864 yılına kadar bu özelliğini devam ettiren Sivas, 1864’te kabul edilen Teşkil-i Vilayet Nizamnamesi ile vilayet olarak tanımlanmıştır ve eyalet merkezi özelliğini yitirmiştir.

Sebaste, Sipas, Megalopolis, Kabira, Diaspolis, Talaurs, Danişment İli,Dar’ûl Âlâ, Eyalet-i Rum, Eyalet-i Sivas.

Dipnot: Yazı hazırlanırken İsmail Hakkı UZUNÇARŞILI ve Rıdvan Nafiz EDGÜER tarafından yazılmış “Sivas Şehri” kitabı ve Osman TURAN tarafından yazılmış “Selçuklu Zamanında Sivas Şehri” makalesi referans alınmıştır.

Fotoğraf: Hayrettin Turan Özfidancı

Sivas Lisesi ya da Osmanlı devrindeki adıyla Sivas Mekteb-i Sultanisi… Açıldığı 1887 yılından bu yana pek çok başarıya imza atmış, Cahit Külebi, Eflatun Cem Güney gibi pek çok meşhur şahsiyeti bağrından çıkarmış, İsmail Safa, Ahmet Kutsi Tecer gibi meşhur öğretmenlere ev sahipliği yapmış köklü bir eğitim yuvası. Bu koca çınarın gövdesinden Çanakkale Zaferi’ne uzanan yeşil dallara değinmemek, sanıyoruz ki hem bu şehre hem de bu şehrin o mübarek evlatlarına haksızlık olur…

Fotoğraf: Eren Özdal

Yıl 1915. O sene Sivas Mekteb-i Sultanisi’nden mezun olmaya hazırlanan delikanlılar Çanakkale’den gelen cihat çağrısına kayıtsız kalamamıştı. Sınıflarına bıraktıkları yazı ile adeta cennete gidişlerini müjdeliyorlardı: “Biz Çanakkale’ye gidiyoruz, Allahaısmarladık…”

Fotoğraf: İhsan Gülbilge

1912 yılında 19, 1913 yılında 14, 1914 yılında 21 mezun veren Sivas Lisesi, 1915 yılında mezun verememiştir ama bu cennet vatanın uğruna feda olan, cennete gönderdiği o aziz yiğitleriyle 1919 yılında vatanın kurtuluşuna giden kutlu yolda kilit bir rol oynamasının boşuna olmadığını adeta bütün dünyaya haykırmıştır. Vatan ve mukaddesat uğruna toprağa düşmüş tüm yiğitlere Sivas Lisesi şehitleri nezdinde saygıyla.

Ruhlarına El Fatiha…

Selçuklu, Osmanlı ve günümüzde cumhuriyet… Tarih boyunca önemli Türk-İslâm medeniyet çizgileriyle donatılmış kadim şehir Sivas. En çok Selçuklu eseri barındıran şehirlerin başında gelmesi hasebiyle Selçuklu kimliğiyle öne çıksa da gelenekten geleceğe uzanan köklü miras anlayışıyla günümüzde de eşsiz eserler sunmaya devam ediyor. O eserlerin başında da Muhsin Yazıcıoğlu Camii geliyor.

Şehit lider Muhsin Yazıcıoğlu’nun ilçesi Şarkışla’da liderin şehadete yürüdüğü 2009 yılında yapım çalışmalarına tam anlamıyla başlanan cami, ilçe halkının hayırseverliği ve ilçe belediyesinin de katkılarıyla türlü bürokratik engellerle uğraşmasına rağmen bitirilebilmiş ve 2018 yılı Ramazan ayına yetiştirilerek ibadete açılmıştır. Selimiye Camii’nin tasarımına benzer özellikler gösteren cami, ibadete açıldığı gün 2500 kişinin namaz kılması ile maneviyat dünyamızdaki kutsal mekanlar arasında yerini almıştır. Cumhuriyet tarihinde yapılmış en büyük camilerdendir.

Fotoğraflar: Muhammed Emin TÜRKYILMAZ

Bir tarih ve kültür şehri olan Sivas’ın yemek kültürü de fazlasıyla geniştir. Sivas’ın en önde gelen lezzetlerinden Sivas köftesi için Twitter’da sizlerin yönlendirmeleri ile belirlenmiş 6 güzide mekânı sizler için derledik.

Fotoğraf: TRT Haber

1 – Köfteci Ahmet Usta

Köfte deyince Sivas ve Sivas dışında akla gelen ilk mekân hiç şüphesiz Köfteci Ahmet Usta’dır. Köfteyi Türkiye’ye tanıtan bu güzide mekânda köfte yemek ayrı bir keyif verecektir.

Adres: 15. Blok, 53-7. Sk. Toptancılar Sitesi No:50, Sivas Merkez

Fotoğraf: Milliyet

2 – 3n Sofra Kebap Ve Lahmacun Salonu

Yıllardır Sivas’a hizmet veren bu işletme de köfteseverler için iyi bir deneyim fırsatı sunuyor.

Adres: Eskikale Mahallesi 13-Elif Sokak No:3 SİVAS

Fotoğraf: haber7.com

3 – İzzet Usta Başaran Köftecisi

Sivas deyince akla köfte geliyor. Hâliyle köfte konusunda seçenek de bir hayli fazla. İşte o seçeneklerden birisi daha: Köfteci İzzet Usta.

Adres: Demircilerardı Mahallesi 27-29. Sokak No:8 SİVAS

Fotoğraf: Yeni Şafak

4 – Doyum Kebap Nuri Usta

İki dükkânı ile Sivas’a hizmet veren Nuri Usta, Sivas köftesi yemek için güzel bir seçim olacaktır.

Adres: Gültepe Mahallesi Sultan Şehir Bulvarı Sivasspor Tesisleri İçi SİVAS
Şube 2: Atatürk Caddesi Kepçeli Mevkii SİVAS

Fotoğraf: CNN Türk

5 – Lezzetçi

Ürün yelpazesi ve dükkan çeşitliliği ile Sivas’a hizmet veren işletmede Sivas köftesi de bu ürün yelpazesinin başatlarından.

Adres: Sularbaşı Mahallesi Aliağa Camii Sokak PTT arkası No:10 SİVAS

Fotoğraf: NTV

6 – Özen Kebap

Sivas’ın ve Sivas’a gelenlerin vazgeçemediği başka bir mekân. Özen’in köftesi de kesinlikle denenmesi gereken bir lezzet.

Adres: Atatürk Caddesi No: 48 SİVAS

Üniversite Öğrencileri İçin Bonus –Albatros

Üniversitemize uzun zamandır hizmet veren bu işletmede de Sivas köftesini deneyebilirsiniz.

Adres: Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Hastanesi Karşısı, 58070 İmaret/Sivas Merkez

Yazı ve Derleme: Muhammed Emin Türkyılmaz

Düzenleme: Ahmet Turan İnce

Fotoğraf: Hayat Ağacı Dergisi

Asıl adı Ahmet GÜNBULUT olan ozan, 1933 yılında Şarkışla ilçemizde dünyaya gelmiştir. Öğrenim hayatına ilkokul 2. sınıfa kadar Şarkışla’da devam eden Sefil Selimî, geçim sıkıntısı sebebiyle okumayı yarıda bırakmıştır. Okuldan ayrıldıktan sonra şiire merak saran ozanımız, ilerleyen süreçte Ümmü Gülsüm adında bir kızı kaçırdı. Daha sonra bir terzinin yanında çırak olarak çalışmaya başladı. Evliliğinin ikinci yılında bir kızları oldu. Kadir gecesi doğduğu için de adını Kadriye koydular.

Fotoğraf: biyografya.com

1954 yılında Mamak Muhabere Okulu’nda terzi olarak askerliğini yapan Sefil Selimî, terhis olduktan sonra ilçesi Şarkışla’da bir dükkân açıp terziliğe başladı. İlerleyen süreçte ozan, ilk kitabı olan “Yar Badesi”ni tamamladı ve 1963 yılında yayımladı. 1966’da Konya’da düzenlenen Aşıklar Bayramı’na katıldı, çok başarılı oldu. Bu arada “Kevser Irmağı” ve “Ah Edip Çırpınan Bülbüle Döndüm” türkülerini de 1966 yılında yine Şarkışlalı olan sanatçı İhsan ÖZTÜRK, o dönemin ünlü sanatçılarından Nurettin Dadaloğlu’na vererek plağa okuttu. 1968 yılında turist olarak Hollanda’ya gitti. 1972 yılına kadar orada çalıştı.

Fotoğraf: antoloji.com

Şarkışla’nın yetiştirdiği diğer önemli ozanlar Aşık Veysel ve Aşık Ali İzzet ÖZKAN’dan etkilenen Sefil Selimî, Şarkışla’ya bağlı Kızılcakışla köyündeki Şeyh Çoban Mehmet adlı aşığa çıraklık yapmış, mahlasını da bizzat ondan almıştır. Türkçe’ye son derece hakim olan ve TRT repertuarına da girmiş “Kevser Irmağında Saki Olan Yar”, “Kimse Bana Yaren Olmaz, Yar Olmaz”, “Ah Edip Çırpınan Bülbüle Döndüm”, “Gök Kubbe Altında Yerin Üstünde”, “Mezarlıkta Mezar Taşı” gibi türküleri halk kültürüne kazandırmış ozan, 30 Aralık 2003 tarihinde Sivas Karşıyaka Mahallesi’nde hayatını kaybetmiştir. Mezarı ise Şarkışla’dadır.

Fotoğraf: Türk Patent Enstitüsü

Gilaburu (viburnum opulus), kırmızı renkli, nohut büyüklüğünde meyve veren bir ağaç türüdür. Daha çok İç Anadolu bölgesinde yetiştirilmektedir. Irmak kenarlarında ve suyun bol olduğu yerlerde yetiştirilir. Gemerek gilaburusu bahçelerde yetiştirildiği gibi dere kenarlarında da yabani formları bulunmaktadır.

Fotoğraf: Gemerek Belediyesi

Gemerek gilaburusu etli, sulu, ince kabuklu ve iri tanelidir ve bölgedeki gilaburu ağaçlarının verimi yüksektir. Gemerek gilaburusu ağaçları bazen bir çalı görünümünde, boyu 4 metreye kadar ulaşan küçük bir ağaçtır. Ağaç başına meyve verimliliği yaklaşık 8,4 – 10 kg’dır. Dikimden 3 yıl sonra meyve vermeye başlar. Derin sürgünleri nedeniyle 300 yıla kadar yaşayabilir. Yaz sonunda küresel şekilde demet halinde meyveleri oluşur. Her demet yaklaşık 30-40 meyve barındırır. Meyve suyu verimliliği % 43 civarındadır.

Gemerek yöresine has hafif alkali toprak yapısı ve yetiştirildiği bölgenin yaklaşık denizden 1200 metre yükseklikte ve dağlarla çevrili bir arazide olması Gemerek gilaburusunun kendine has karakteristik özellikler kazanmasında etkili olmuştur. Gemerek bölgesinin karasal iklim etkisinde olmasına rağmen, dağların arasında, dar ve uzun vadiler oluşturarak akan ve daha sonra Kızılırmak nehriyle birleşen dere ve çayların oluşturduğu mikro klima sonucu, bölgesel iklimin yumuşaması ve bölgenin su kaynakları yönünden zengin olması, bu meyvenin yetişmesi için ideal ortamı oluşturmuştur.

Fotoğraf: NTV

Özellikle böbrek taşı rahatsızlığına karşı etkili olduğu bilimsel olarak ispatlanan gilaburu için Gemerek Kaymakamlığı tarafından 30.10.2013 tarihinde Türk Patent Enstitüsü’ne coğrafi işaret başvurusunda bulunulmuş, 27.05.2016 tarihinde de coğrafi tescil işareti verildiğine dair karar Resmî Gazete’de yayınlanmıştır. Sivas’ın coğrafi işarete sahip en önemli değerlerinden biridir.

Sivas’ın yakın zamanda yetiştirdiği en önemli şahsiyetlerden birisi ve belki de birincisi olan Muhsin YAZICIOĞLU, Halit ve Fidan YAZICIOĞLU çiftinin son çocuğu olarak 31 Aralık 1954 tarihinde Şarkışla’nın Elmalı köyünde dünyaya gelmiştir. İlk ve orta öğrenimini ilçesi Şarkışla’da tamamlayan Muhsin YAZICIOĞLU, yüksek öğrenimini tamamlamak üzere Ankara’ya gelmiş ve Ankara Üniversitesi Veterinerlik Fakültesi’ni başarıyla tamamlamıştır.

Fotoğraf: Hürriyet

Siyasi hayatı 1968 yılında Şarkışla’da “Genç Ülkücüler Hareketi”ne katılması ile başlayan Yazıcıoğlu, 1972’de Ankara’ya gelmesi ile birlikte Ülkü Ocakları Genel Merkezi’nin faaliyetlerinde etkin rol üstlenmeye başlamış, ilerleyen süreçte sırasıyla Ülkü Ocakları Genel Başkan Yardımcılığı ve Ülkü Ocakları Genel Başkanlığı görevlerini yürütmüştür.

Fotoğraf: ahaber.com.tr,

1980 yılına kadar MHP’de Genel Başkan Müşavirliği görevinde bulunan Muhsin Yazıcıoğlu, 12 Eylül 1980’den sonra MHP ve Ülkücü Kuruluşlar Davası’nda yargılandı. Bu dava sonucu bir çok dava arkadaşı gibi hapse mahkum edilen Yazıcıoğlu, 5,5 yılı hücrede olmak üzere toplamda 7,5 Ankara Mamak Cezaevi’nde kalmıştır. Ancak siyasi hayatına engel olacak herhangi bir ceza almamıştır.

Fotoğraf: Anadolu Ajansı

Hapisten çıktıktan Milliyetçi Çalışma Partisi’nde genel sekreterlik görevini yürüten Yazıcıoğlu, 1991 seçimlerinde Refah Partisi ve Islahatçı Demokrasi Partisi ile yapılan koalisyonda “kara sevdam” dediği Sivas’tan milletvekili seçilmiştir. 1992’de ise beş milletvekili arkadaşı ile partisinden ayrılmak zorunda kalmıştır. 1993 yılında da MÇP’den bir grup arkadaşı ile birlikte Büyük Birlik Partisi’ni kurmuş ve vefatına değin partinin genel başkanlığı görevini yürütmüştür.

Fotoğraf: Habertürk

2009 yerel seçimleri için seçim çalışmalarını yürütmek üzere gittiği Kahramanmaraş’ın Çağlayancerit ilçesinden Yozgat’ın Sorgun ilçesine gitmek üzere bindiği helikopterin Kahramanmaraş’ın Göksun ilçesinde şaibeli bir şekilde kaza yapması sonucu yanında bulunan gazeteci İsmail Güneş, BBP Sivas İl Başkanı Erhan Üstündağ, BBP Sivas İl Başkan Yardımcısı Yüksel Yancı, Sivas Belediye Meclis Üyesi Murat Çetinkaya ve helikopter pilotu Kaya İstektepe ile birlikte Hakk’ın rahmetine kavuşmuştur.

Fotoğraf: Haber7
Fotoğraf: haber346.com

Yavuz Bülent BAKİLER üstadın tanımıyla; “Her sabah yeniden ezan sesiyle
Müslüman Müslüman uyanan şehir.” Sivas’ın camilerine ayrı bir parantez açmamak mümkün müdür? Sivas’ın merkeze yakın olduğu hâlde fazla bilinmeyen bir camisi olan Zincirli Minare Camii, Şeyh Hacı Muhammed Sadi tarafından Hicri 1155 (M. 1742) senesinde yaptırılmıştır. Camiinin güney duvarının bitişiğinde iki mezar bulunmaktadır. Mezarlardan birisi camiyi yaptırana ait olup etrafı demir setlerle çevrilmiştir.

Fotoğraf: otelsivas.com

Camimizin kuzeybatı köşesinde, son cemaat yerine bitişik olarak yükselen minaresi kesme taştan inşa edilmiştir. İsminin nereden geldiğine geldiğimizde ise, cevabı tahmin etmek hiç de zor değildir. Bilezikten gövdeye doğru sarkan demir zincirlerden dolayı da bu camiye ve minareye “Zincirli” adı verilmiştir. Demir parmaklıklı şerefe korkuluğu bulunan minarenin pabuç kısmı üzerinde saçla kaplı sivri bir külahı vardır. Pabuç kısmı taşlarının gövde taşlarından farklı oluşu, şerefe ve pabucun tamir gördüğünü kanıtlamaktadır.

Fotoğraf: TripAdvisor

Arşiv

Eskilerden bir fotoğraf.
Fotoğraf: sivas.li
Translate »