tarafından eklendi tarafından eklendi

1 saniyesine bile hakim olamadığınız bir dünya için bu kadar fırıldak olmanın anlamı yoktur”

*

*

Namlusunu milletine çevirmiş tanka selâm durmam.

*

*

Firavuna karşı çıkmak yetmez, Musa’nın da yanında olmak gerekir.

*

*

Ben Türk’üm, Türk esir olmaz.

Ben Türk’üm, Türk Devletsiz olmaz.

Ben Türk’üm, Türk Bayraksız olmaz.

Ben Türk’üm, Türk Ezansız olmaz.

Ben Türk’üm, Türk Hürriyetsiz olmaz

*

*

”Bu ülkede dürüstlük başa bela ama benim için dürüstlük başımın tacı ve şerefidir.”

*

*

Eğer vatanım bölünecekse, eğer bayrağım düşecekse, ezanlarım susacaksa; ne partisi, ne pırtısı, ne canım hepsi feda olsun.

*

*

“Ne kaderime küstüm, ne devletime. Ya Rabbi, kahrın da hoş lütfun da hoş dedim.”

*

*

*

*

“Bu kör dünya bu kadar yaşamaya değer değildir. Bu dünyayı yaşamaya değer eden şey; yaradılışımızın hikmetine uygun şekilde, yaradana karşı görevimizi yapabildiğimizin şuuruna ulaşmaktır.”

*

*

Kimse devletin askerine ve polisine kabadayılık yapamaz. Başında ay-yıldızlı bereliler bu memleketin öz çocuklarıdır.

*

*

“Ya aldatanlarla beraber olacağız,
Ya Anadolu çocukları ile beraber olacağız!”

*

*

*

*

Eğer İslâm dünyası Müslüman arıyorsa, Doğu Türkistan Müslüman’dır! Eğer Türk dünyası Türk arıyorsa, Doğu Türkistan Türk’tür!

*

*

2,5-3 yaşındaki çocuğun ırzına geçiyor. Sonra boğup kör kuyuya atıyor. Herkes kendini onun annesi babası yerine koysun bakalım.
Bu nasıl Adalettir?
Bu nasıl hukuktur?
Bu nasıl vicdandır?
Kısasta hayat vardır.

*

*

“Türkiye ne çektiyse sahte Atatürkçülerden, sahte cumhuriyetçilerden, sahte milliyetçilerden sahte İslamcılardan, sahte demokratlardan ve yalancı siyasetçilerden çekti. Siyaseti, sahtecilik ve yalancılıktan kurtaracağız. “

*

*

*

*

Mutlak doğruları her yerde söyleyin! 9 köyden kovulsanız da 10. köyde de doğruyu söyleyin. Çünkü ALLAH (c.c.) doğrularla beraberdir.

*

*

*Zulüm Azrail olsa da hep Hakk’ı tutacağım. Mukaddes davalarda ölüm bile güzeldir.
.

Selçuklu, Osmanlı ve günümüzde cumhuriyet… Tarih boyunca önemli Türk-İslâm medeniyet çizgileriyle donatılmış kadim şehir Sivas. En çok Selçuklu eseri barındıran şehirlerin başında gelmesi hasebiyle Selçuklu kimliğiyle öne çıksa da gelenekten geleceğe uzanan köklü miras anlayışıyla günümüzde de eşsiz eserler sunmaya devam ediyor. O eserlerin başında da Muhsin Yazıcıoğlu Camii geliyor.

Şehit lider Muhsin Yazıcıoğlu’nun ilçesi Şarkışla’da liderin şehadete yürüdüğü 2009 yılında yapım çalışmalarına tam anlamıyla başlanan cami, ilçe halkının hayırseverliği ve ilçe belediyesinin de katkılarıyla türlü bürokratik engellerle uğraşmasına rağmen bitirilebilmiş ve 2018 yılı Ramazan ayına yetiştirilerek ibadete açılmıştır. Selimiye Camii’nin tasarımına benzer özellikler gösteren cami, ibadete açıldığı gün 2500 kişinin namaz kılması ile maneviyat dünyamızdaki kutsal mekanlar arasında yerini almıştır. Cumhuriyet tarihinde yapılmış en büyük camilerdendir.

Fotoğraflar: Muhammed Emin TÜRKYILMAZ
Fotoğraf: Hayat Ağacı Dergisi

Asıl adı Ahmet GÜNBULUT olan ozan, 1933 yılında Şarkışla ilçemizde dünyaya gelmiştir. Öğrenim hayatına ilkokul 2. sınıfa kadar Şarkışla’da devam eden Sefil Selimî, geçim sıkıntısı sebebiyle okumayı yarıda bırakmıştır. Okuldan ayrıldıktan sonra şiire merak saran ozanımız, ilerleyen süreçte Ümmü Gülsüm adında bir kızı kaçırdı. Daha sonra bir terzinin yanında çırak olarak çalışmaya başladı. Evliliğinin ikinci yılında bir kızları oldu. Kadir gecesi doğduğu için de adını Kadriye koydular.

Fotoğraf: biyografya.com

1954 yılında Mamak Muhabere Okulu’nda terzi olarak askerliğini yapan Sefil Selimî, terhis olduktan sonra ilçesi Şarkışla’da bir dükkân açıp terziliğe başladı. İlerleyen süreçte ozan, ilk kitabı olan “Yar Badesi”ni tamamladı ve 1963 yılında yayımladı. 1966’da Konya’da düzenlenen Aşıklar Bayramı’na katıldı, çok başarılı oldu. Bu arada “Kevser Irmağı” ve “Ah Edip Çırpınan Bülbüle Döndüm” türkülerini de 1966 yılında yine Şarkışlalı olan sanatçı İhsan ÖZTÜRK, o dönemin ünlü sanatçılarından Nurettin Dadaloğlu’na vererek plağa okuttu. 1968 yılında turist olarak Hollanda’ya gitti. 1972 yılına kadar orada çalıştı.

Fotoğraf: antoloji.com

Şarkışla’nın yetiştirdiği diğer önemli ozanlar Aşık Veysel ve Aşık Ali İzzet ÖZKAN’dan etkilenen Sefil Selimî, Şarkışla’ya bağlı Kızılcakışla köyündeki Şeyh Çoban Mehmet adlı aşığa çıraklık yapmış, mahlasını da bizzat ondan almıştır. Türkçe’ye son derece hakim olan ve TRT repertuarına da girmiş “Kevser Irmağında Saki Olan Yar”, “Kimse Bana Yaren Olmaz, Yar Olmaz”, “Ah Edip Çırpınan Bülbüle Döndüm”, “Gök Kubbe Altında Yerin Üstünde”, “Mezarlıkta Mezar Taşı” gibi türküleri halk kültürüne kazandırmış ozan, 30 Aralık 2003 tarihinde Sivas Karşıyaka Mahallesi’nde hayatını kaybetmiştir. Mezarı ise Şarkışla’dadır.

Şarkışla Ulu Camii ya da halk arasında bilinen adıyla Büyük Camii, Şarkışla ilçe merkezinin en eski yapısıdır. Yeni Mahalle’de, adını verdiği Ulu Camii Caddesi üzerinde bulunur. 1669 yılında Üsküdarlı Mehmet Ağa tarafından yaptırılmıştır. Çeşitli restorasyon süreçlerinden geçen cami, en son 2016 yılında yenileme çalışmalarına alınmış ve 2017 yılında tekrar ibadete açılmıştır.

Şarkışla Sivrialan Köyü’nde olan Âşık Veysel Şatıroğlu’nun evi Kültür Bakanlığı tarafından kamulaştırılmış ve 1982 yılında müze olarak ziyarete açılmıştır. Müzede Âşık Veysel’in kişisel eşyaları, fotoğrafları, şiirleri ve onunla ilgili yayınlanan eserler sergilenmektedir.

Benim giderim adım kalır, dostlar beni hatırlasın “

Her yıl 9-11 Temmuz tarihleri arasında Sivas’ta ve Şarkışla-Sivrialan Köyü’nde anma törenlerinin yanı sıra, “ Âşık Veysel Âşıklar Bayramı ” adı altında festival düzenlenmektedir.

1894 yılında Sivas’ın Şarkışla ilçesine bağlı Sivrialan köyünde dünyaya geldi. Annesi Gülizar Ana, babası ise Ahmet Efendi‘ydi.

Dünyaya geldiği yıllarda, Sivas’ı kasıp kavuran çiçek hastalığı iki kız kardeşinin ölmesine sebep olurken Veysel’in de gözlerini kaybetmesine neden oldu.

İlk Türkü “Sefer”

Babasının oyalanması için bağlama almasıyla Veysel müzikle tanıştı. Seferberlik sırasında bir daha çöküntüye uğradı. Kardeşi Ali de dahil olmak üzere köydeki tüm arkadaşları sefere katılmışken o köyde kalmanın üzüntüsüyle bir başına kaldı ve şu satırları yazdı:

“Ne yazık ki bana olmadı kısmet
Düşmanı denize dökerken millet
Felek kırdı kolumu, vermedi nöbet
Kılıç vurmak için düşman başına.

Bugünler müyesser olsaydı bana
Minnet etmez idim bir kaşık kana
Mukadder harici gelmez meydana
Neler geldi bu Veysel’in başına”

Evlilik, Acı ve Acı…

Sonrasında Esma adında bir kız ile evlendi. Oğlu henüz 10 günlükken ölürken 1921’de annesini kısa süre sonra da babasını kaybetti. Ardından eve aldıkları bir hizmetkâr Veysel’in eşi Esma ile kaçarak evi terk etti. Acı üzerine acı yaşayan Veysel, Esma’dan olan 6 aylık kızıyla tek başına kaldı. Fakat kızını da 2 yıl sonra kaybetti.

Vefatı

21 Mart 1973 tarihinde doğduğu yer olan Sivrialan’da gözlerini yumdu. Unutulmaz eserler bırakan büyük ustanın evi, daha sonra müzeye dönüştürülerek ziyaretçilere açıldı.

Kara Toprak

Aşık Veysel Şatıroğlu

Dost dost diye nicelerine sarıldım
Benim sadık yarim kara topraktır
Beyhude dolandım boşa yoruldum
Benim sadık yarim kara topraktır

Nice güzellere bağlandım kaldım
Ne bir vefa gördüm ne fayda buldum
Her türlü isteğim topraktan aldım
Benim sadık yarim kara topraktır

Koyun verdi kuzu verdi süt verdi
Yemek verdi ekmek verdi et verdi
Kazma ile döğmeyince kıt verdi
Benim sadık yarim kara topraktır

Adem’den bu deme neslim getirdi
Bana türlü türlü meyva yetirdi
Her gün beni tepesinde götürdü
Benim sadık yarim kara topraktır

Karnın yardım kazmayınan belinen
Yüzün yırttım tırnağınan elinen
Yine beni karşıladı gülünen
Benim sadık yarim kara topraktır

İşkence yaptıkça bana gülerdi
Bunda yalan yoktur herkes de gördü
Bir çekirdek verdim dört bostan verdi
Benim sadık yarim kara topraktır

Havaya bakarsam hava alırım
Toprağa bakarsam dua alırım
Topraktan ayrılsam nerde kalırım
Benim sadık yarim kara topraktır

Dileğin var ise Allah’tan
Almak için uzak gitme topraktan
Cömertlik toprağa verilmiş Hak’tan
Benim sadık yarim kara topraktır

Hakikat ararsan açık bir nokta
Allah kula yakın kul Allaha
Hak’kın hazinesi gizli toprakta
Benim sadık yarim kara topraktır

Bütün kusurlarım toprak gizliyor
Merhem çalıp yaralarım düzlüyor
Kolun açmış yollarımı gözlüyor
Benim sadık yarim kara topraktır

Herkim olursa bu sırra mazhar
Dünyaya bırakır ölmez bir eser
Gün gelir Veysel’i bağrına basar
Benim sadık yarim kara topraktır

Translate »