Sivas’ın manevi önderlerinden Abdülvehhab Gazi Hazretlerinin hakkında birçok rivayet dilden dile dolaşmaktadır. En çok konuşulan husus da kendisinin sahabe olup cihad için Sivas’a geldiğidir.

Biz bu konuyu merak ettik ve Prof. Dr. Recep Toparlı, İbrahim Yasak hocalarımızın emek vererek hazırlamış olduğu yayınlara ulaştık. Bu tür yayınlar üniversitemiz, valiliğimiz ve belediyemiz tarafından eserleştirip halkımıza zaman zaman ücretsiz dağıtılmıştır. Emek veren herkesten Allah razı olsun. Biz de çevrimiçi aleme taşıyarak bilginin yayılım hızını artırmak için gayret ediyoruz.

Sesli anlatımımızı dinleyebilirsiniz.

Türbede Bulunan Kabir Taşı

Hazretin kabrinde bulunan taşta şöyle yazmaktadır: “Hüve’l-bâkî, Ashâb-ı Kirâm’dan hâzâ merkad’ül-mağfur merhûm Abdülvehhab Gazi (r.a.)”

Evliya Çelebi’nin Seyahatnamesi ve Battal Gazi Destanlarında Abdülvehhab Gazi’nin Peygamber Efendimizin (aleyhisselam) ashabı olduğundan bahsedilmektedir. Tarihî olaylar incelendiğinde, Peygamber Efendimizin (aleyhisselam) yaşadığı dönem ile Anadolu’ya yapılan akınlar ve Battal Gazi Destanı’nda anlatılan olaylar dikkate alındığında Abdülvehhab Gazi’nin yüz yaşını aşkın bir ömür sürmüş olması gerekmektedir.

Sivas Merkez Vaizi Hüseyin Çelik’in Abdülvehhab Gazi’nin Hayatı isimli kitabında, Tecrid 1/113, Müslim terceme ve Şerhli 10/459 isimli muteber hadis kitaplarından şu hadis aktarılmaktadır:

Resulullah (aleyhisselam) ahir hayatında yatsı namazını kıldırdıktan sonra ayağa kalktı ve:

– Bu geceyi görüyorsunuz ya,işte bu geceden itibaren yüz sene başında (bugün) yeryüzünde olanlardan hiçbir kimse yaşamayacaktır.

Muhaddislerin beyanına göre bu hadisten maksat, ashabın devrinin yüz sene sonra nihayete ereceğidir, demektir. Son vefat eden sahabi Leysi’dir. Vefatı için hicri yüzden yüz ona kadar muhtelif tarihler beyan edilir. Bu nedenle Hicri 110’dan sonra yaşayan kimselerin sahabi olduğu kabul edilmez. Bu hükme göre Aldülvehhab Gazi Hazretlerinin sahabi olması mümkün gözükmemektedir.

Çorumlu Ali İzzet Efendi “Tezkire-i Makamat” eserinde Çorum ve civarında 200 kadar zevatın isim ve makamını ziyaretinden bahsederken; “Tâbiinden Sivas’ta Abdülvehhab Gazi hazeratıyla evliyâ-yı kirâmdan beled-i mezkûrelerde ve bilâd-ı sâirede de nice zevat rahimehümüllah mekâbir ve makâmâtlarını ziyâret müyesser oldu.” ifadesini kullanmaktadır.

Görüldüğü gibi risalede Abdülvehhab Gazi’den tabiin olarak söz edilmektedir. Tâbiîn, sahâbeyi müslüman olarak gören ve müslüman olarak ölen ikinci nesli ifade eder.

Peygamber Efendimizin (aleyhisselam) Sancaktarlığı

Yine Battalname, Amasya Tarihi ve diğer eserlede Abdülvehhab Gazi’nin Peygamber Efendimizin (aleyhisselam) sancaktarı olduğu ifade edilmektedir. Yukarı Tekke’deki türbe duvarında asılı olan bir beyitte şu ifade mevcuttur:

Yetmez mi bu şehrin halkına ni’met-i bârî

Burda medf’undur, Resûlullah’ın alemdârı

Sivas yöresi düğün âdetlerin, düğünün başlangıcını sembolize eden bayrağın düğün evine asılması ve düğünün her iki tarafına ait bayraktarların birbirleriyle atışırken söyledikleri;

Bayraktar bayrağını kaldır

Yönün kıbleye döndür

Pirimiz Abdulvehhab Gazi

Verelim Muhammed’e salavat

sözleriyle Abdülvehhab Gazi’yi bayraktarların piri sayarlar.

Görüldüğü gibi gerek türbesindeki beyitte ifade edildiği üzere gerekse halkın günlük hayatının bir parçası olan düğün törenlerinde en canlı şekliyle yaşadığı gibi, Abdülvehhab Gazi Hazretleri, halk arasında yüce Peygamber Efendimizin (aleyhisselam) döneminde yaşamamış olsa da, anlaşılan o ki, Peygamber Efendimizden (aleyhisselam) kısa bir süre sonra Anadolu içlerine düzenlenen akınlarda, ön saflarda bulunmuş ve bu uğurda şehit olmuştur. Ebu Eyyub el-Ensari gibi, Peygamber Efendimizin (aleyhisselam) övgüsüne mazhar olmak için, dünyanın zevk ve sefasını bir kenara bırakarak kendisini Allah’a adamış, evlenmemiş, İslâm’ı yayma heyecanıyla koşan, bayrak taşıyan öncü ve mümtaz bir şahsiyettir. Bu nedenle taşıdıkları bayrağın ifade ettiği mana ile bu toprakları vatan yapan güzide sancaktarlardan birisidir.