tarafından eklendi tarafından eklendi

Tarihi kaynaklara baktığımızda birçok devlet ve topluluk zaman içerisinde farklı semboller kullanmıştır. Ok ve yay gibi eski zamanların popüler olan silahları genellikle devlet armalarında çokça bulunmuştur. Ancak çeşitli hayvan figürlerinin de eski uygarlıkların ruhunu yansıtan bayraklarında kullanıldığı da çokça görülmüştür. Bu yazımızda Büyük Selçuklu Devletinin simgesi olan ve Sivas için oldukça önem ifade etmekte olan Çift Başlı Kartalı inceleyeceğiz.

Çift Başlı Kartal’ın Kökeni Nedir?

Eski Çağ’dan itibaren bilinen bu sembolü ilk olarak Hititlilerin kullanmaya başladığı çeşitli kaynaklarda yer almaktadır. Hatta Sümerler’de de bu sembole önemli bir değer verildiği bilinmektedir. İlerleyen zamanda Çift Başlı Kartal, ihtişamlı görünümü ve bir o kadar da esrarengiz olan yapısı ile Medeniyetler arasında yaygın olarak kullanılmaya başlamıştır. Orta Asya ve Eski Türk toplumlarında mihenk taşı olan bu figür günümüzde halen popülerliğini korumaktadır.

Çift Başlı Kartal’ın Anlamı Nedir?

Oldukça sıradışı bir görüntüsü olan bu sembol hakkında en çok merak edilen şeylerden biri de ne anlama geldiği olmaktadır. Çift Başlı Kartal figürünün anlamı hakkında çeşitli yorumlar olsa da tarih araştırmacılarının söylediğine göre bu işaretin net olarak ne anlama geldiği henüz bilinmiyor.

Bakalım ilerleyen günlerde bu esrarengiz işaretin sırrı çözülebilecek mi?

Türk Toplumunda Çift Başlı Kartal

 Büyük Selçuklu İmparatorluğunun bayrağında Çift Başlı Kartal simgesi ve ok – yay ikilisi bulunmaktadır. Sivas ilimizde bulunan Divriği Ulu Camii’nde de Çift Başlı Kartal İşareti bulunmaktadır. Ayrıca Sivas Valiliğinin logosunda da bu sembol uzun yıllardır yer almaktadır. Selçuklu Devletinin izlerini taşıyan Buruciye Medresesi, Çifte Minareli Medrese, Sivas Kongre Binası, Şifaiye Medresesi ve Gök Medrese gibi önemli yapıların da Sivas’ta bulunduğunu belirtmekte fayda var. Ayrıca Polis Teşkilatımızın logosunda da  kartal sembolü yer almaktadır.

Konyaspor, BB Erzurumspor, Yeni Çorumspor ve İhsaniye Gençlerbirliği gibi Türk futbol kulüpleri de Çift Başlı Kartal’ın ihtişamıyla logolarını süslemişlerdir.

Ayrıca şanlı Türk Polis Teşkilatımızın logosunda da Çift Başlı Kartal’ın bulunduğunu hatırlatmadan geçemeyeceğim.

Bu yazımızda Türk – Müslüman topluluklarının yanı sıra geçmişte ve günümüzde birçok uygarlık tarafından önemli görülen Çift Başlı Kartal hakkında çeşitli bilgiler vermeye çalıştık. Umarım bilgilendirici olmuşturuz 🙂

Tibyan Tefsiri
Fotoğraf: Benli Kitap

Tefsirî Mehmet Efendi, Muhammed b. Hamza Ayıntabî, Hanefi fakihi olması hasebiyle el-Hanefî, atalarının deri tabaklama işiyle uğraşmasından ötürü de ed-Debbağ gibi nisbelerle anılan meşhur ilim adamıdır.

Aliağa Camii Haziresi
Fotoğraf: İhsan GÜLBİLGE

Aslen Antepli olan Tefsirî Mehmet Efendi, 20 yaşında Sivas’a gelmiş ve kalan ömrünü Sivas’ta geçirmiştir. Doğum yeri Antep olsa da ömrünün büyük kısmı Sivas’ta geçtiği için kendisine Sivaslıdır desek yanlış söylemiş olmayız. Keza kendisi de müellif eserlerinde söz konusu tüm nisbelerini kullanarak “Sivasî Muhammed Efendi et-Tefsirî ed-Debbağ” şeklinde ismini not düşerek Sivaslı olduğuna atıfta bulunmuştur.

Doğum tarihi kesin olarak bilinmemekle birlikte 17. yüzyılın ilk çeyreğinde doğması muhtemeldir.

Şifaiye Medresesi
Fotoğraf: Vedat Esen

Sivas’ta Şifaiye Medresesi’nde müderrislik görevinde bulunan ve Sivas müftülüğü de yapmış olan Tefsirî Mehmet Efendi, hicrî 1111 yılının Rebiülevvel ayının 22. gecesi, milâdî Eylül 1699’da vefat etmiştir.

Aliağa Camii
Fotoğraf: İhsan GÜLBİLGE

Mezarı ilk başta Kabakyazısı Mezarlığı’nda iken, mezarlığın iptal edilip şehir merkezine dahil edildiği Birinci Dünya Savaşı yıllarında Sivas mebusu Mütevellizade Ziya Beyefendi’nin çabalarıyla naaşı Aliağa Camii haziresine nakledilmiştir.

Aliağa Camii
Fotoğraf: İhsan GÜLBİLGE

TİBYAN TEFSİRİ:
Hıdır b. Abdurrahman el-Ezdî ed-Dimaşkî’nin h. 726 tarihinde yazdığı “et-Tibyân fî tefsîri’l-Kur’ân” adlı Arapça tefsirin Tefsirî Mehmet Efendi tarafından genişletilmiş ve yeniden düzenlenmiş bir tercümesidir. 

Tefsirin mukaddime yani önsözünde belirtildiğine göre Padişah IV. Mehmet’in isteği üzerine tercüme edilmiştir. Padişahın huzurunda İstanbul’da haftada iki defa yapılmakta olan “huzur dersleri” isimli ilmî toplantıya dönemin Şeyhülislâm’ı Minkârizade Yahya Efendi tarafından davet edilen Tefsirî Mehmet Efendi, şeyhülislâmın yakın ilgi ve alakasına mazhar olur ve kendisinden padişaha övgüyle bahsedilir.

Padişah da bu derslerin birinde Mehmet Efendi’den bir Kur’an tercümesi istemiş, Mehmet Efendi’ye dört tane tefsir on tane de lügat vermiştir.

Bunun üzerine Mehmet Efendi bunu bir emir bilip Tibyân Tefsiri’ni esas almak suretiyle diğer tefsirlerden de faydalanarak iki yıl içinde iki takım eser yazmış, birisini padişaha sunmuş diğerini de halkın istifade etmesi için vakfetmiştir.

Tibyan Tefsiri, Osmanlı Devleti’nde “Tanzimat Dönemi’nden II. Meşrutiyet Dönemi’ne kadar en fazla basılan Türkçe tefsir” özelliği de taşımaktadır.

(Yazı, Recep ARPA’nın 2005 yılında hazırladığı “Ayıntabî Mehmet Efendi’nin Tibyan Tefsiri ve Osmanlı Toplumundaki Yorum Değeri” isimli tez çalışması referans alınarak hazırlanmıştır.)


İlk çağlardan günümüze değin Sivas, Anadolu coğrafyasının ortasında kendine önemli bir yer edinmiştir. Şimdi gelin, geçmişten günümüze Sivas’ın tarih sahnesindeki yolculuğuna birlikte göz atalım:

Kapadokya Konya’dan Sivas’a kadar geniş bir coğrafyayı tabir eden bir isimdir. Stratejik konumu dolayısıyla bölge, tarih boyunca pek çok medeniyete ev sahipliği yapmıştır.

Persler dönemine baktığımızda Kapadokya bölgesi önce iki eyalet merkezine yani satraplığa ayrılmıştı: Büyük Kapadokya ve Pont Kapadokyası. İlerleyen süreçte bu iki satraplık birleşecek ve Kapadokya Satraplığı adını alacaktır.

Büyük Kapadokya bölgesine baktığımızda arazi büyük bir bozkır sahası idi. Sadece buğday ekimine elverişli, ev inşasının o dönem için arazi şartlarından dolayı zorluk teşkil ettiği bölgenin merkezi şehri ise Mazaka yani Kayseri idi.

Pont Kapadokyası ise ormanlık, maden itibariyle zengin bir bölge olarak çeşitli kaynaklarda belirtilmektedir. Sivas ya da o dönemki adı ile Sebast da bu söz konusu bölgede yer almaktadır. Sebast ismi Yunanca “Ogüst Şehri” demektir ve zamanında şehrin kraliçesi tarafından Roma kralı Augustus’a bir şükran ifadesi olarak şehre bu adı vermiştir.

İlerleyen süreçte Makedon İmparatorluğu, Pers İmparatorluğu ve Roma İmparatorluğu arasında sürekli el değiştiren tarihin bu önemli ve kadim şehri MS. 17’de Roma İmparatorluğu’na geçmiş ve 395’den sonra da Bizans döneminde kendine yer bulmuştur.

Bu dönemde imparatorluğun idarî yapılanma biçimi olarak “tema” biçimini benimsemesi sonucu Sivas da Sebasteia Teması’nın merkezi olmuştur. Bizans döneminde Müslümanlarla ilk tanışmasını yaşayan Sivas, Abdulvahabi Gazi hazretleri tarafından fethedilmek istense de bu büyük zat şehri fethetmeye nail olamamış ve şehadet şerbetini içmiştir.

1021 tarihinde dünya tarihinde eşine az rastlanır bir olay gerçekleşmiştir. Bizans tarafından Anadolu’ya yapılan Türk akınlarını engellemek için Van ve civarına yerleştirilen Ermeniler, Bizans’a Türk tehlikesi geçene kadar güvenli bölge olan Sivas’ı Van ile takas etmek istediğini bildirmiştir. Bizans yönetimi de bu teklifi kabul etmiş ve dünyada misali az olan bir şehir takası olayı gerçekleşmiştir. Takastan sonra ise Ermeniler Sivas’ta bağımsızlıklarını ilan etmişler ve Sivas çok kısa bir süre Küçük Ermenistan’ın başkenti olmuştur.

Bu arada şunu da belirtmeden geçemeyeceğiz ki Sivas tarihin her döneminde güvenli, emin bir belde olarak görülmüştür. Yüzyıllar sonra bu durum İstiklal mücadelemizde ise taçlanacaktır.

Bizans’ın Sivas’ta yönetimi tekrar eline almasının akabinde Anadolu’nun 1071 yılından itibaren Türk yurdu olmasıyla Sivas da kesin olarak Türk yurdu olmuştur.

Sivas Anadolu Selçukluları döneminde başkentlik görevini de belli bir süre üstlenmiş olsa da Anadolu Selçuklu devrinin en önemli başkenti hiç şüphesiz Konya’dır. Ancak Selçuklu devrini incelediğimizde Selçuklu devrinin idarî başkenti Konya olsa da iktisadî yönden en önemli şehri Sivas’tır. Yani iktisadî başkent Sivas’tır desek yanlış bir tabir kullanmayız.

Hamdullah Kaznivî tarafından hazırlanmış olan kitapta devlete ödenen vergi miktarlarını gösteren belgelerde de bu durum bariz bir şekilde belli olmaktadır. Daha da ilginç bir bilgi, yine o dönem belgelerine bakıldığında Konya ile Sivas’ın toplam vergi miktarı o dönem İngiltere’sinin toplam vergi miktarının yarısından fazladır.

İktisatta Konya’yı geride bırakan bu kadim şehir ilmî açıdan da Konya ile yarışır bir seviyedeydi. Günümüzde tarihî şehir meydanını çevreleyen Buruciye Medresesi, Çifte Minareli Medrese ve Sahibiye Medresesi(Gök Medrese) müthiş bir tevafuk sonucunda aynı yıl faaliyete geçmiştir(1271).

1217 yılında faaliyete geçen ve yine tarihî meydanı süsleyen Şifaiye Medresesi de şehrin ilmî yönüne katkıda bulunan bir diğer önemli yapıdır.

Selçuklu devrinin en çok eser bulunan üç şehrinden birisi de yine Sivas’tır. Diğer iki şehir ise Konya ve Kayseri’dir.

Osmanlı hakimiyetine girdikten sonra da önemini yitirmeyen Sultan Şehir Sivas, imparatorluk tarafından oluşturulan “Eyalet-i Rum” eyaletinin merkezi olmuştur.  1526’dan 1864 yılına kadar bu özelliğini devam ettiren Sivas, 1864’te kabul edilen Teşkil-i Vilayet Nizamnamesi ile vilayet olarak tanımlanmıştır ve eyalet merkezi özelliğini yitirmiştir.

Sebaste, Sipas, Megalopolis, Kabira, Diaspolis, Talaurs, Danişment İli,Dar’ûl Âlâ, Eyalet-i Rum, Eyalet-i Sivas.

Dipnot: Yazı hazırlanırken İsmail Hakkı UZUNÇARŞILI ve Rıdvan Nafiz EDGÜER tarafından yazılmış “Sivas Şehri” kitabı ve Osman TURAN tarafından yazılmış “Selçuklu Zamanında Sivas Şehri” makalesi referans alınmıştır.

Tarihi geçmişe, doğal ve kültürel zenginliklere ev sahipliği yapmış olan Sivas’ımız hakkında yapılan SWOT analizlini sizinle buluşturuyoruz. Çalışma 2019 basımlı Sivas Ekonomisi kitabından alınmıştır.

SWOT Analizi Nedir?

4 kelimenin baş harfleriyle yapılan bir kısaltmadır. Strengths, Weakness, Opportunites, Threats yani Güçlü yönler, Zayıf yönler, Fırsatlar, Tehditler.

SWOT analizi girişimler, şirketler, holdingler ve hatta şehirler, ülkeler için çok önemlidir. Size yol gösteren en basit ama temel oklar çizer.

Sivas’ın Güçlü Yönleri

  • Tarihin her dönemine ait eser varlığı (4000 yıllık şehir geçmişi)
  • Zengin tarihi, taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarının yoğunluğu
  • Açık hava müzesi niteliğindeki il merkezi
  • Selçuklu eserlerinin yoğun olduğu illerden biri olması
  • Dünya mirası niteliğinde bulunan Divriği Ulu Camii ve Darüşşifası
  • Divriği’de bulunan kentsel sit alanının varlığı
  • Taşınır kültür varlıklarının sergilendiği Kongre ve Arkeoloji Müzesi
  • Sivas Kongresinin önemi
  • Uluslararası bilim heyetlerince yapılan ve Dünyaca tanınan 2 (iki) adet arkeolojik kazıya sahip olması
  • 12 bine yakın müze envanterine sahip olması
  • 1047 adet envanterlik halı ve kilime sahip olması
  • Kara, hava, demiryolu konusunda iyi ulaşım imkanlarına sahip olması
  • Başta güreş olmak üzere sportif faaliyetlerde başarı yakalanması

Sivas’ın Zayıf Yönleri

  • Konaklama olanaklarının yetersizliği
  • Sivas’ın coğrafi yapısının yeterince elverişli olmaması ve sert iklimi
  • Şehir tanıtımının ve kent pazarlamasının yetersizliği (Artık Sivas’a Gel var ;))
  • Sivas’ı Karadeniz sahiline bağlayan yolların çok uzun olması
  • Divriği’ye giden kara yolunun yetersiz olması
  • Turizm alanında yapılan yatırımların çok yetersiz olması

Sivas’taki Fırsatlar

  • Sivas’ın Tarihi İpek Yolu ve Kral Yolu’nun geçtiği güzergahta bulunması
  • İpek Yolu Projesi kapsamında mola noktası olarak değerlendirilebilecek Han ve Kervansarayların olması
  • Kara, demir yolu ağına ve havaalanına sahip olması
  • Coğrafi konumu gereğince tur güzergahları üzerinde bulunması
  • Tarihi 4 Eylül Kongresi
  • Sağlık ve kültür turizminin artışta olması
  • Jeotermal kaynaklara olan ihtiyacın Dünya genelinde artıyor olması
  • Türkiye’de kış turizmine olan talebin artış göstermesi
  • Dünyaca ünlü Sivas Halısı
  • Geliştirilmeye müsait el sanatlarının varlığı
  • Birçok yeni müze açma potansiyelinin mevcut olması
  • İl dışında belli bir güce, sayıya ve etkinliğe sahip Sivaslıların varlığı

Sivas için Tehditler

  • Modernleşme ve yaşam şekillerinin hızla değişmesinin kültürel miras üzerindeki olumsuz etkisi
  • El sanatları ustalarının aramızdan çekilmesi ve yerlerini dolduracak yeni ustaların olmayışı
  • Fabrikasyon üretimin el sanatlarına ilgiyi azaltması
  • El sanatlarındaki iş gücü kaybının önüne geçilememesi
  • İş gücü daha ucuz olan ülkelerden ithal edilen el sanatı ürünlerin sektörü olumsuz etkilemesi
  • İş olanakları nedeni ile büyükşehirlerin iş gücü talebinin artıyor olması
  • Kış mevsiminin uzun ve soğuk olması
  • İklimin tarihi ve kültürel varlıklar üzerinde olumsuz etkileri
  • Eser restorasyonlarında bazı süreçlerde aşılması zor tıkanıklıklar yaşanması
  • Eser restorasyonunun diğer inşaat işlerine göre daha pahalıya mal olması, bütçe imkanlarını zorlaması ve sürekli bakım gerektirmesi
  • Çarpık kentleşme
  • Komşu illerin gelişim hızlarının daha fazla artıyor olması yani geri kalmamız
  • Küresel ısınmanın varlığı ve doğal kaynakların azalıyor olması
Fotoğraf: Hayrettin Turan Özfidancı

Sivas Lisesi ya da Osmanlı devrindeki adıyla Sivas Mekteb-i Sultanisi… Açıldığı 1887 yılından bu yana pek çok başarıya imza atmış, Cahit Külebi, Eflatun Cem Güney gibi pek çok meşhur şahsiyeti bağrından çıkarmış, İsmail Safa, Ahmet Kutsi Tecer gibi meşhur öğretmenlere ev sahipliği yapmış köklü bir eğitim yuvası. Bu koca çınarın gövdesinden Çanakkale Zaferi’ne uzanan yeşil dallara değinmemek, sanıyoruz ki hem bu şehre hem de bu şehrin o mübarek evlatlarına haksızlık olur…

Fotoğraf: Eren Özdal

Yıl 1915. O sene Sivas Mekteb-i Sultanisi’nden mezun olmaya hazırlanan delikanlılar Çanakkale’den gelen cihat çağrısına kayıtsız kalamamıştı. Sınıflarına bıraktıkları yazı ile adeta cennete gidişlerini müjdeliyorlardı: “Biz Çanakkale’ye gidiyoruz, Allahaısmarladık…”

Fotoğraf: İhsan Gülbilge

1912 yılında 19, 1913 yılında 14, 1914 yılında 21 mezun veren Sivas Lisesi, 1915 yılında mezun verememiştir ama bu cennet vatanın uğruna feda olan, cennete gönderdiği o aziz yiğitleriyle 1919 yılında vatanın kurtuluşuna giden kutlu yolda kilit bir rol oynamasının boşuna olmadığını adeta bütün dünyaya haykırmıştır. Vatan ve mukaddesat uğruna toprağa düşmüş tüm yiğitlere Sivas Lisesi şehitleri nezdinde saygıyla.

Ruhlarına El Fatiha…

Selçuklu, Osmanlı ve günümüzde cumhuriyet… Tarih boyunca önemli Türk-İslâm medeniyet çizgileriyle donatılmış kadim şehir Sivas. En çok Selçuklu eseri barındıran şehirlerin başında gelmesi hasebiyle Selçuklu kimliğiyle öne çıksa da gelenekten geleceğe uzanan köklü miras anlayışıyla günümüzde de eşsiz eserler sunmaya devam ediyor. O eserlerin başında da Muhsin Yazıcıoğlu Camii geliyor.

Şehit lider Muhsin Yazıcıoğlu’nun ilçesi Şarkışla’da liderin şehadete yürüdüğü 2009 yılında yapım çalışmalarına tam anlamıyla başlanan cami, ilçe halkının hayırseverliği ve ilçe belediyesinin de katkılarıyla türlü bürokratik engellerle uğraşmasına rağmen bitirilebilmiş ve 2018 yılı Ramazan ayına yetiştirilerek ibadete açılmıştır. Selimiye Camii’nin tasarımına benzer özellikler gösteren cami, ibadete açıldığı gün 2500 kişinin namaz kılması ile maneviyat dünyamızdaki kutsal mekanlar arasında yerini almıştır. Cumhuriyet tarihinde yapılmış en büyük camilerdendir.

Fotoğraflar: Muhammed Emin TÜRKYILMAZ

Sivas’ımızın köyünden şehrine kadar bütün evlatlarında bir yiğitlik vardır. Kiminde bir tutam kiminde tepeden tırnağa…

Buradan gelir yiğido diye nam salışımız. Ve yine buradan gelir demire yiğitlik katıp dünyaca meşhur “Sivas Bıçağı” yapışımız.

Eskiden Sivas’ta bulunan Kılıççılar Çarşısı’nda çakı ve bıçak yapılırdı. Gün geçtikçe kılıç kullanımı azalınca Sivaslı ustalar çakı ve bıçak yapımına ağırlık vermiştir. Kara kemik saplı bıçaklar git gide ün kazanmıştır.

Çakı – Görsel Sahibi: Sivas İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü

Boynuz Sap

Bıçak sapları için çeşitli hayvanların boynuzları kullanılır. Birkaç örnek vermek gerekirse keçi, koç ve öküz boynuzları söylenebilir. Boynuz kolayca bulunabilir ve işlenebilir olduğundan tercih edilmektedir aynı zamanda da ucuzdurlar. Bu sebeplerden dolayı “kemik saplı bıçak” diye de bir çeşit oluşmuştur.

Bıçak  – Görsel Sahibi: Sivas İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü

Bu şehirde bıçakçılık çok ünlüdür. Sivaslı bıçakçılar ev ve cep bıçakları yanında cerrahi neşterler bile –ki Avrupa mudellerini tamamen taklit ederek- üretebilmektedirler.

Vital Cuinet

Fiber Sap

Yakın dönemde başlayan çalışmalarla saplar çokça dayanıklı ve az maliyetli fiberden yapılıyor. Hafifliğinden dolayı genellikle cep bıçaklarında fiber sap kullanılmaktadır.

Tahta Sap

Tahta saplar katlanmayan, sabit uçlu bıçaklarda kullanılmaktadır. En yaygın gürgen ağacı tercih edilir. Çeşitli ağaçlar da kullanılmaktadır.

Ağız (Namlu)

Bıçakçılarımız iki ismi de kullandıklarından hangisini yazsak karar veremeyip ikisini de yazdık 🙂 Bıçağın kesici özelliğini gösteren yeridir. Sağlamlığını ve kalitesini çelikten yapılmasına borçludur.

Bıçağın Yapımı

46 çeşit araç ve gereçten yapıldığını bahsedip ilgilenenler için bir video ile sözü ustalarımıza devrediyorum.

Bıçak Çeşitleri

I. Oynar Ağızlı Bıçaklar (Cep Bıçağı)

  • A. Boynuz sap
    • 1. Tek ağızlı bıçaklar
    • 2. Çift ağızlı bıçaklar (Uygur Türkleri: koş biçek)
    • 3. Bacak bıçağı
    • 4. Tek ağızlı çoban bıçağı
    • 5. Çift ağızlı çoban bıçağı
  • B. Fiber Sap
    • 1. Tek ağızlı bıçaklar
    • 2. Çift ağızlı bıçaklar
    • 3. Bacak bıçağı

II. Sabit Ağızlı Bıçaklar

  • A. Tahta Sap
    • 1. Kıyma bıçağı (osguç)
    • 2. Ekmek bıçağı
    • 3. Meyve bıçağı
    • 4. Döner bıçağı
    • 5. Hamur bıçağı
    • 6. Satır
  • B. Boynuz Sap
    • 1. Kama
    • 2. Hançer

Kaynakça

https://www.kulturportali.gov.tr/turkiye/sivas/nealinir/sivas-bicagi

http://turkoloji.cu.edu.tr/HALK%20EDEBIYATI/dogan_kaya_sivas_bicakcilik.pdf

Şüphesiz bir çok devlete başkentlik etmiş kadim bir şehir Sivas. Bu devletlerden birisi de kurucusunun ismini taşıyan Kadı Burhaneddin Devleti.

Fotoğraf: gezilecekyerler.com

1381 yılında yine Sivas merkezli bir diğer devlet olan Eretna Devleti’nin yerine kurulmuş olan bu devlet, kısa sürede Orta Anadolu’nun tek hâkimi konumuna gelmiştir. Ancak yanıbaşında bulunan devrinin önemli devletlerinden Akkoyunlular, Kadı Burhaneddin’in daha fazla ilerlemesini istememiş, 1398 yılında yapılan savaş sırasında Kadı Burhaneddin’in vefat etmesi sonucu devlet yıkılmıştır.

Fotoğraf: Habertürk

Kadı Burhaneddin’in devlet adamlığının yanısıra bir diğer önemli özelliği ise şair kimliğidir. Divan Edebiyatı’na Türklerin kazandırdığı bir nazım şekli olan “tuyuğ” türündeki şiirlerin en önemli şairi Kadı Burhaneddin’dir.

Fotoğraf: Mynet

İstasyon Caddesi üzerinde, kendi adını taşıyan mahallede, yine kendi adını taşıyan okulun bahçesinde yer alan türbesi, 1966 yılında dönemin valisi Vefik Kitapçıgil önderliğinde yaptırılmıştır. Türbede ayrıca Kadı Burhaneddin’in aile efradına ait beş-altı mezar daha mevcuttur.

📷 Sivas Kültürü

Kadı Burhaneddin aynı zamanda ” İlk Divan sahibi olan Türk Sultanıdır ”

Şair kimliğinin anlatıldığı programı buradan izleyebilirsiniz 😊

https://youtu.be/QLZZXfIRVN8

Sivas’ımızın merkezinde bulunan Ulu Camii, Anadolu’nun en eski camilerinden biridir. Mimarisi ile Anadolu’nun birçok camiine örnek olmuş önemli bir yapıttır.

Bahçesinde birçok zat medfun bulunur ve İhramcızade İsmail Hakkı Toprak Efendi (k.s.) onlar arasından belki de en bilinenidir.

Fotoğraf: Okur Yazarım

Avlusuna üç yönden girişi ve düz damı bulunan camiimiz dikdörtgen planlı kûfe tiplidir. Kubbe fikrinin henüz gelişmediği bir dönemde yapılmıştır.

Fotoğraf: Yeni Şafak

Sivas için büyük önem arz eden eserimizin avlusuna ne yazık ki 1974’te betonarme bina inşa edilerek avlu plan tertibi bozulmuştur.

Fotoğraf: Okur Yazarım

İbadet alanının kuzey-güney doğrultusundaki kıbleye (güney duvarı) dikey uzanan 11 sahnı oluşturan kesme taş örgülü 50 adet kırma ayak birbirine sivri kemerlerle bağlanmıştır. Ulu Camii, 54.70 metre x 33.70 metre iç ölçülerindedir.

Fotoğraf: fotografturk.com

Osmanlı Dönemi’ne ait 23 mezardan oluşan bir haziresi bulunmaktadır. Kutbettin Melikşah Dönemi’nde Kızılarslan bin İbrahim tarafından Kul Ahi’ye yaptırılan camiimizin 1955 yılındaki onarımı sırasında hem yapım hem onarım kitabesi bulunmuştur.

Fotoğraf: eskiturkiye.net
Translate »