tarafından eklendi tarafından eklendi


Giyilebilir kalp pilinin mucidi, Harvard Üniversitesi’nin Genç Akademi üyeliğine seçilen ilk Türk. Forbes dergisinin 30 yaş altı bilim insanı listesinde yer alan, kesinlikle değerini bilmemiz, üstünde durmamız gereken bilim insanımız 😊

İrdelememiz gereken başarılarıyla kendine hayran bırakan Türk fizik mühendisi Canan Dağdeviren 4 Mayıs 1985’te İstanbul’da Sivaslı bir baba ve Adanalı bir annenin çocuğu olarak dünyaya gelmiştir. Fiziğe olan ilgisi 5 yaşındayken babasının hediye ettiği Marie Curie hakkında yazılan bir kitapla başlamış, 2007 yılında Hacettepe üniversitesi Fizik Mühendisliğinden mezun olarak devam etmiştir.

Canan Dağdeviren’in şu an 12 makalesi, 2 patenti ve 25’in üstünde ulusal ve uluslararası ödülü bulunmaktadır. Yaptığı buluşlarda bizzat hayatındaki olaylardan etkilenmiş, yakınındaki sorunlara çözümler aramak için çalışmalar yapmıştır.

28 yaşındayken dedesini kalp yetmezliğinden kaybeden Dağdeviren, esnek ve katlanabilir, vücut ve deri içine girebilir elektronik aletler üzerine çalışmalar yaparak giyilebilir kalp pilinin mucidi olmuştur. Ayrıca Türkiye’yi dünya üzerinde temsil eden Dr. Canan Dağdeviren 5 yıl önce meme kanserinden hayatını kaybeden teyzesinden da etkilenerek bu konuda erken teşhis yapabilen çamaşır üzerine çalışmaya da başlamıştır. Hatta geçtiğimiz 4 Eylül tarihinde Sivas Kongresi 100. Yıl Etkinlikleri için Sivas’a gelmiş burada bir konferansta, bu çalışmasının da sonuna geldiğini ve kısa sürede bu ürünün tanıtımını yapacağını tüm dünyaya açıklamıştır 👏 Bitmeyen kalp pilinin mucidi, şimdi de meme kanserini erkenden teşhis eden sütyenin mucidi olmuştur.

Hemşehrimiz Aşık Veysel’in sözlerinden etkilendiğini de şu sözlerle ifade etmiştir Canan Dağdeviren : Ben bitmeyen kalp piliyle ilgili çalışmalar yaptığım dönemde birden aklıma Aşık Veysel geldi. Aşık Veysel, Ben ölümlü dünyada hakikati gördüm, diyor. Aslında benim için de gerçekten öyle olmuştu. Fizik, kimya, matematik, biyoloji, elektrik-elektronik ve tıp gibi farklı bilimleri ortada birleştirip değişik bir proje hayal ettim. Bu proje aslında gerçekti. Kimsenin düşünmediği bir şeydi. Ama sonradan hakikate dönüştü ve ben o hakikati elimde tutabildim. Yine Aşık Veysel, Ben gidersem sazım sen kal bu dünyada, diyor. Benim de bir cımbızım var. Biz onu tutmak için kullanıyoruz. Mesela ben de bu dünyadan gittiğimde projelerim kalacak. O cımbız kalacak. Aşık Veysel’in sazı varmış, benim sazım da cımbızım. Mesela benim türkülerim de patentler. Yaptığım turneler, böyle konferanslar”

Canan Dağdeviren’den yeni bir buluş daha! Obezite tedavisi için ‘sindirilebilir sensör’ 

Canan Dağdeviren, Parkinson ve Alzheimer için beyne ilaç aktarabilen bir iğne geliştirdi.

Bu ve benzeri manşetlerle sık sık gündeme gelen hemşehrimizin, yaptığı buluşlarla, verdiği örneklerle göğsümüzü kabartan Dr. Canan Dağdeviren’in her zaman destekçisi olmalı, yaptığı faydalı şeylerden bahsetmeli ve hak ettiği değere ulaşmasını sağlamalıyız.

1894 yılında Sivas’ın Şarkışla ilçesine bağlı Sivrialan köyünde dünyaya geldi. Annesi Gülizar Ana, babası ise Ahmet Efendi‘ydi.

Dünyaya geldiği yıllarda, Sivas’ı kasıp kavuran çiçek hastalığı iki kız kardeşinin ölmesine sebep olurken Veysel’in de gözlerini kaybetmesine neden oldu.

İlk Türkü “Sefer”

Babasının oyalanması için bağlama almasıyla Veysel müzikle tanıştı. Seferberlik sırasında bir daha çöküntüye uğradı. Kardeşi Ali de dahil olmak üzere köydeki tüm arkadaşları sefere katılmışken o köyde kalmanın üzüntüsüyle bir başına kaldı ve şu satırları yazdı:

“Ne yazık ki bana olmadı kısmet
Düşmanı denize dökerken millet
Felek kırdı kolumu, vermedi nöbet
Kılıç vurmak için düşman başına.

Bugünler müyesser olsaydı bana
Minnet etmez idim bir kaşık kana
Mukadder harici gelmez meydana
Neler geldi bu Veysel’in başına”

Evlilik, Acı ve Acı…

Sonrasında Esma adında bir kız ile evlendi. Oğlu henüz 10 günlükken ölürken 1921’de annesini kısa süre sonra da babasını kaybetti. Ardından eve aldıkları bir hizmetkâr Veysel’in eşi Esma ile kaçarak evi terk etti. Acı üzerine acı yaşayan Veysel, Esma’dan olan 6 aylık kızıyla tek başına kaldı. Fakat kızını da 2 yıl sonra kaybetti.

Vefatı

21 Mart 1973 tarihinde doğduğu yer olan Sivrialan’da gözlerini yumdu. Unutulmaz eserler bırakan büyük ustanın evi, daha sonra müzeye dönüştürülerek ziyaretçilere açıldı.

Kara Toprak

Aşık Veysel Şatıroğlu

Dost dost diye nicelerine sarıldım
Benim sadık yarim kara topraktır
Beyhude dolandım boşa yoruldum
Benim sadık yarim kara topraktır

Nice güzellere bağlandım kaldım
Ne bir vefa gördüm ne fayda buldum
Her türlü isteğim topraktan aldım
Benim sadık yarim kara topraktır

Koyun verdi kuzu verdi süt verdi
Yemek verdi ekmek verdi et verdi
Kazma ile döğmeyince kıt verdi
Benim sadık yarim kara topraktır

Adem’den bu deme neslim getirdi
Bana türlü türlü meyva yetirdi
Her gün beni tepesinde götürdü
Benim sadık yarim kara topraktır

Karnın yardım kazmayınan belinen
Yüzün yırttım tırnağınan elinen
Yine beni karşıladı gülünen
Benim sadık yarim kara topraktır

İşkence yaptıkça bana gülerdi
Bunda yalan yoktur herkes de gördü
Bir çekirdek verdim dört bostan verdi
Benim sadık yarim kara topraktır

Havaya bakarsam hava alırım
Toprağa bakarsam dua alırım
Topraktan ayrılsam nerde kalırım
Benim sadık yarim kara topraktır

Dileğin var ise Allah’tan
Almak için uzak gitme topraktan
Cömertlik toprağa verilmiş Hak’tan
Benim sadık yarim kara topraktır

Hakikat ararsan açık bir nokta
Allah kula yakın kul Allaha
Hak’kın hazinesi gizli toprakta
Benim sadık yarim kara topraktır

Bütün kusurlarım toprak gizliyor
Merhem çalıp yaralarım düzlüyor
Kolun açmış yollarımı gözlüyor
Benim sadık yarim kara topraktır

Herkim olursa bu sırra mazhar
Dünyaya bırakır ölmez bir eser
Gün gelir Veysel’i bağrına basar
Benim sadık yarim kara topraktır

Translate »