tarafından eklendi tarafından eklendi

Tarihi kaynaklara baktığımızda birçok devlet ve topluluk zaman içerisinde farklı semboller kullanmıştır. Ok ve yay gibi eski zamanların popüler olan silahları genellikle devlet armalarında çokça bulunmuştur. Ancak çeşitli hayvan figürlerinin de eski uygarlıkların ruhunu yansıtan bayraklarında kullanıldığı da çokça görülmüştür. Bu yazımızda Büyük Selçuklu Devletinin simgesi olan ve Sivas için oldukça önem ifade etmekte olan Çift Başlı Kartalı inceleyeceğiz.

Çift Başlı Kartal’ın Kökeni Nedir?

Eski Çağ’dan itibaren bilinen bu sembolü ilk olarak Hititlilerin kullanmaya başladığı çeşitli kaynaklarda yer almaktadır. Hatta Sümerler’de de bu sembole önemli bir değer verildiği bilinmektedir. İlerleyen zamanda Çift Başlı Kartal, ihtişamlı görünümü ve bir o kadar da esrarengiz olan yapısı ile Medeniyetler arasında yaygın olarak kullanılmaya başlamıştır. Orta Asya ve Eski Türk toplumlarında mihenk taşı olan bu figür günümüzde halen popülerliğini korumaktadır.

Çift Başlı Kartal’ın Anlamı Nedir?

Oldukça sıradışı bir görüntüsü olan bu sembol hakkında en çok merak edilen şeylerden biri de ne anlama geldiği olmaktadır. Çift Başlı Kartal figürünün anlamı hakkında çeşitli yorumlar olsa da tarih araştırmacılarının söylediğine göre bu işaretin net olarak ne anlama geldiği henüz bilinmiyor.

Bakalım ilerleyen günlerde bu esrarengiz işaretin sırrı çözülebilecek mi?

Türk Toplumunda Çift Başlı Kartal

 Büyük Selçuklu İmparatorluğunun bayrağında Çift Başlı Kartal simgesi ve ok – yay ikilisi bulunmaktadır. Sivas ilimizde bulunan Divriği Ulu Camii’nde de Çift Başlı Kartal İşareti bulunmaktadır. Ayrıca Sivas Valiliğinin logosunda da bu sembol uzun yıllardır yer almaktadır. Selçuklu Devletinin izlerini taşıyan Buruciye Medresesi, Çifte Minareli Medrese, Sivas Kongre Binası, Şifaiye Medresesi ve Gök Medrese gibi önemli yapıların da Sivas’ta bulunduğunu belirtmekte fayda var. Ayrıca Polis Teşkilatımızın logosunda da  kartal sembolü yer almaktadır.

Konyaspor, BB Erzurumspor, Yeni Çorumspor ve İhsaniye Gençlerbirliği gibi Türk futbol kulüpleri de Çift Başlı Kartal’ın ihtişamıyla logolarını süslemişlerdir.

Ayrıca şanlı Türk Polis Teşkilatımızın logosunda da Çift Başlı Kartal’ın bulunduğunu hatırlatmadan geçemeyeceğim.

Bu yazımızda Türk – Müslüman topluluklarının yanı sıra geçmişte ve günümüzde birçok uygarlık tarafından önemli görülen Çift Başlı Kartal hakkında çeşitli bilgiler vermeye çalıştık. Umarım bilgilendirici olmuşturuz 🙂

Karabağ Hasreti

-1-
Şimdi uzaklarda kalan bir şehir vardır
Camileri yıkılmış, minareleri yarım
Bu şehrin çilesini ben çekerim yıllardır
Hasretimi ben duyarım.

Şimdi uzaklarda kalan bir şehir vardır
Ki sızlatır yüreğimi yıllardan beri
Vatan olmasına vatan Anadolucasına
Ama vatan haritamda yok yeri.

Güzelim türküleri türkülerimiz gibidir
Ve kalpaklı, bindallı oyunlarını balam
Bilenlerimiz bilir.
Bir gün bir selâm gitse Anadolumdan
O şehirden sımsıcak bin selâm gelir.

-2-

Balam balam diyerek, okşardı beni anam
Anam’ın dizlerinde ben Hazar’ı yaşadım
Hazar’ın diliyle benim dilim bir
Hazar, şimdi yere inmiş bulutlar mahşeridir.

Ve Karabağ çekik gözlü bir Türkmen kızı gibi
Hazar’ın yakınında mahzun güzelliğiyle
Dedem Hacı Murat’ın destan şehridir.
Çağrılsam yollarına düşebilirim.

Toprağına bayraklarla girebilirim
Karasevdalılar gibi hasretim Karabağ’a
Uğruna ölebilirim.
Bir gün biterse her şey Karabağ’ı görmeden
İstemem bandolar, büyük çelenkler…
Allah’ım ruhuma biraz sükun ver!
Üstüme okunmuş birkaç avuç mübârek
Karabağ toprağından serpilse yeter.

Azerbaycan Yüreğimde Bir Şahdamardır

Kuşluk vaktine kadar geceler boyu
Savrularak okuduğum yine Şehriyar.
Ala ceylanlara benzer hep Azerî türküler
Dinlediğim tar.

Ayrılmaz başımdan, bırakmaz beni artık
Selâmsız, sabahsız bir efkâr.
Ve yüreğim bin yıllık destanlarla tutuşur
Büyür Azerbaycan kadar!

Azerbaycan: Dedem Korkut şafağı
Mübârek dilimi süt gibi sağar.
Bâzen rüzgâr olur iliklerimde
Bâzen yağmur gibi üstüme yağar.
Götür beni Aras, al beni Hazar!
Türk’ü Türk’ten başka şimdi kim anlar.
Yaram derin, merhemim yok, vaktim dar
Bir destan yazar gibi yaz beni Anar!
Duy beni Bahtiyar! Duy beni Şahmar!

Geçen zaman üstüne, dökülen kan üstüne
Kılıç-kalkan üstüne
Ve ağzı köpüren yeleli atlar üstüne
Benim bir yeminim var:

Azerbaycan yüreğimde bir şahdamardır
Ben Yakub gibiyim uzun yıllardır.
Onda Yusuf’umun kokusu vardır.
Ve hasreti gönlümde büyük
Türkistan kadardır.
Ayettir kitabımda, bayrağımda rüzgârdır
Azerbaycan yüreğimde bir şahdamardır.

Şimdi Azerbaycan’da mevsim bahardır
Ama türküleri yine, baştan başa efkârdır…
Düşlerime yağan kardır.
Boynu bükük bir diyardır!..
Yardır…
Azerbaycan yüreğimde bir şahdamardır.

Azerbaycan

Adına el-pençe divan durduğum
Bin yıllık karasevdamız, ilahimiz, ülkümüz
Türküler söyleyerek içimde gece gündüz
Bir çalar saat gibi kurduğum:
Azerbaycan.


Anamın göz yaşında, kuşların kanadında
Bir iftar sofrasında, içtiğim suyun tadında
Kızımın türkü gibi güzel Aybala adında
Yıllar boyu arayıp durduğum: Azerbaycan

Daha fazlası için bakınız https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/258406

Hepimiz Sivas’ın eski devletlerimiz için önemli olduğunu biliriz ancak Sivas önemli olmakla kalmayıp öncü bir şehir de olmuştur. Tıp ilminde çok ileri gitmiştir. Divriği Ulu Camii ve Şifahanesi ve Şifaiye Medresesi bilindik örneklerdir. Şimdi bu yazımızda pandemi sürecindeyken Sivas Miskinler Tekkesini ele alarak koronavirüsle mücadelemizde örnek olduğumuz gibi geçmişte cüzzam, veba gibi hastalıklarda da örnek olduğumuzu hatırlatmak istiyoruz.

Cüzzamlı el

Cüzzam Nedir?

Ufacık bir mikrobun (mycobacterium leprae) insan vücudunda oluşturduğu bulaşıcı ve süreğen bir hastalıktır. Kronik bir enfeksiyon hastalığıdır.

Cüzzam kötü bir hastalıktır. Bedendeki hıltlardan meydana gelmiştir. Organların mizacını bozar; genel olarak, vücutta bozukluk oluşturur; onun şeklini bozar. Bazen organları bozarken onun yakınlarındakileri de bozar, hatta organları yer. Yara oluşan organlar düşerler. O bütün bedeni kaplayan kanserdir.

İbn-i Sina

Neden Miskin?

Sözlük anlamı çok uyuşuk, hoş görülemeyecek durumlar karşısında tepki göstermeyen kimse, aciz ve zavallı olarak tanımlanan miskin kelimesi zamanla halkın cüzzamlı kimselere kullandığı bir sözcük halini aldı ve yeni bir anlam kazanmış oldu.

Cüzzamhaneler artık miskinhane olmuştu. Miskinler tekkesi, miskinler dergahı gibi kurumlar, vakıflar kurulmuştu.

Üsküdar Miskinler Tekkesi

Miskinler Tekkesi

Cüzzam ve diğer bulaşıcı hastalıklara yakalanan kişileri halktan ayırmak ve onları izole etmek için kurulmuş tek odacıklı salgın hastanesi Miskinler Tekkesinin ilki Hattab bin Mehmet tarafından 1321 (H. 721) yılında Sivas’a kurulmuştur.

Kurucu Hattab bin Mehmet, Miskinler Tekkesi için kendi mal varlığını harcamış, büyük bir özveri göstermiştir.

Daha sonrasında Üsküdar Karacaahmet Mezarlığı civarında da kurulmuştur.

Sivas Miskinler Tekkesi Hayır Şartları

Sivas’ta “Hattab İbni Saib Ahmet İbni Rahat Vakfı”nın 721 H. (1321 M.) tarihli vakfiyesinde:

Herhangi bir kaza veya bela sebebi ile borçlanma durumunda kalanlara kefil göstermek şartıyla borç verilmesi, ancak maddî varlığını haram olan işler ve amellerde harcayarak muhtaç duruma düşenlere borç verilmemesi,

Muhtaç olan dul ve yaşlı hanımlara her ay iyi atılmış pamuktan birer okka pamuk, ihtiyar olan erkeklere birer dirhem para verilmesi,

Âmalardan muhtaç olup da mahalle ve sokaklarda, çalışmayacak durumda olanlara yıllık 2050 dirhem tahsis edilmesi,

Cüzzamlılar için yıllık 60 dirhem, Kadı ve Valinin hapsettiği kişiler için 120 dirhem ayrılarak bu paradan her ay hissesine düşen 10 dirhem ile ekmek alınıp mahpuslara dağıtılması,

Fakir yetimlere bakmayı üstlenen, eğitim ve öğretimlerine dikkat edeceğini taahhüd edenlere bu yetimler teslim edilerek mütevelli ve yetkililerce zamanın icabına göre tespit edilecek ihtiyaçlarının karşılanması karar kılınmıştır.

Neden Tekke Deniyor?

Hastaların kaldıkları ortamlar tarikat pîrinin türbesi yakınında bulunup müstakil halde kalan insanların yaşam ortamı tekkelere benzemesinden ötürü bu karantinalar tekke ismini almıştır.

Miskinler Tekkesi idarecilerine “şeyh” denirdi. Tekke şeyhinin güvenilir ve adil biri olmasına önem gösterilirdi.

Bir diğer durum da halk tekkeleri severdi ve hastalar kendilerini iyi hissetsin diye hastane ortamındansa tekke ortamında kalmış gibi hissetsin diye halk tekke demeyi tercih ederdi.

Nerelerde Bulunur?

İlki Sivas’ta olan Miskinler Tekkesini Edirne’de, Bursa’da, İstanbul’da da görebiliriz. Şam ve Halep’te de görebiliriz. 1300’lü yıllardan itibaren coğrafyamızda kurduğumuz bu pandemi hastanelerini ancak Avrupa yüzlerce yıl sonra kurmuştur.

Evliya Çelebi Ne Dedi?

Birisi de miskinler tekkesidir. Tarik-ı amm üzre şehir haricindedir. Cümle mesakin anda sâkin olup nezr ile geçinirler. İstese bu kişi eşraftan olsun. Zira ellerinde hatt-ı şerif vardır. Hiç kimseyi dinlemeyip alıp tekkeye götürürler. Çünkü, diyar-ı rumun cüzzamı bulaşıcıdır diye şehir içinde durmak yasaklanmıştır.

Evliya Çelebi

Miskinler Tekkesinin Sonu

Sivas’taki Miskinler Tekkesinin son durumuyla ilgili elimizde belge olmasa da Üsküdar Miskinhanesi 1908 yılında maalesef kapatılmıştır.

Kaynaklar

  • https://www.fikriyat.com/galeri/tarih/cuzzam-hastalarinin-tedavi-icin-karantina-altina-alindigi-miskinler-tekkesi/20
  • https://darulkitap.kuranikerimde.com/muhtelif/tasavvufvetarikatlar/tasavuf/Tasavvuf%20ve%20Tarikatlar/Tekke/3.htm
  • https://www.aa.com.tr/tr/turkiye/asirlar-oncesinin-pandemi-hastanesi-miskinler-tekkesi/1827167
  • https://www.vgm.gov.tr/faaliyetler/kulturel-faaliyetler/turk-vakiflari-arastirma-merkezi
  • https://islamansiklopedisi.org.tr/miskinler-tekkesi

Sivas’ımızın geniş arazi imkanlarında yaşamış olan onlarca nesil kendilerince denemeler yaparak çeşitli lezzetler bulmuşlar ve bunlardan en güzellerini nesilden nesile aktarmışlardır.

Sebzeli Sivas Kebabı da dağında, ovasında koyununu, kuzusunu otlatan Sivaslının keşfettiği lezzetlerden olsa da merkeze gelerek çarşı yemeği haline dönüşmüş bir lezzetir.

Çarşı yemeklerinden olan Sebzeli Sivas Kebabı, tandırı andıran ve tuğladan örülen üzeri açık ocaklarda pişirilir yani tam bir arazi yemeğidir. Mangala, gezmeye tozmaya gittiğinizde yapmanızı mutlaka tavsiye ederiz.

(YouTube) Yenilebilir Sivas Tarihi – İshak Kaan Usta

Nazik koyun ve kuzu etleri kemikli olarak, bud, ön kol ve pirzolalık kısımlar, pirzola büyüklüğünde ayrılır. Bu hazırlanmış parçalar tuz, soğan ve baharattan oluşan karışıma yatırılarak terbiye edilir.

(YouTube) Yenilebilir Sivas Tarihi – İshak Kaan Usta

Patlıcanlar enine olarak 4-5 parçaya ayrılır. Baston biçiminde bir ucu eğik olan şişlere bir patlıcan, bir biber, bir domates olacak şekilde aralarına etin yağından konarak şiş dizilir.

(YouTube) Yenilebilir Sivas Tarihi – İshak Kaan Usta

Hazırlanmış olan etler de ayrı şişlere dizilir. Şişler açık olan ocağın üzerindeki tellere dikine asılır. Pide, lavaş veya tandır ekmeği üzerinde sofraya getirilir ve afiyetle yenir 🙂

Malzemeler

  • 1 kilogram kemikli parça kuzu eti
  • 1 kilogram patlıcan
  • 1 kilogram domates
  • 500 gram yeşil biber
  • Soğan
  • Tuz ve baharatlar

Tarihi geçmişe, doğal ve kültürel zenginliklere ev sahipliği yapmış olan Sivas’ımız hakkında yapılan SWOT analizlini sizinle buluşturuyoruz. Çalışma 2019 basımlı Sivas Ekonomisi kitabından alınmıştır.

SWOT Analizi Nedir?

4 kelimenin baş harfleriyle yapılan bir kısaltmadır. Strengths, Weakness, Opportunites, Threats yani Güçlü yönler, Zayıf yönler, Fırsatlar, Tehditler.

SWOT analizi girişimler, şirketler, holdingler ve hatta şehirler, ülkeler için çok önemlidir. Size yol gösteren en basit ama temel oklar çizer.

Sivas’ın Güçlü Yönleri

  • Tarihin her dönemine ait eser varlığı (4000 yıllık şehir geçmişi)
  • Zengin tarihi, taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarının yoğunluğu
  • Açık hava müzesi niteliğindeki il merkezi
  • Selçuklu eserlerinin yoğun olduğu illerden biri olması
  • Dünya mirası niteliğinde bulunan Divriği Ulu Camii ve Darüşşifası
  • Divriği’de bulunan kentsel sit alanının varlığı
  • Taşınır kültür varlıklarının sergilendiği Kongre ve Arkeoloji Müzesi
  • Sivas Kongresinin önemi
  • Uluslararası bilim heyetlerince yapılan ve Dünyaca tanınan 2 (iki) adet arkeolojik kazıya sahip olması
  • 12 bine yakın müze envanterine sahip olması
  • 1047 adet envanterlik halı ve kilime sahip olması
  • Kara, hava, demiryolu konusunda iyi ulaşım imkanlarına sahip olması
  • Başta güreş olmak üzere sportif faaliyetlerde başarı yakalanması

Sivas’ın Zayıf Yönleri

  • Konaklama olanaklarının yetersizliği
  • Sivas’ın coğrafi yapısının yeterince elverişli olmaması ve sert iklimi
  • Şehir tanıtımının ve kent pazarlamasının yetersizliği (Artık Sivas’a Gel var ;))
  • Sivas’ı Karadeniz sahiline bağlayan yolların çok uzun olması
  • Divriği’ye giden kara yolunun yetersiz olması
  • Turizm alanında yapılan yatırımların çok yetersiz olması

Sivas’taki Fırsatlar

  • Sivas’ın Tarihi İpek Yolu ve Kral Yolu’nun geçtiği güzergahta bulunması
  • İpek Yolu Projesi kapsamında mola noktası olarak değerlendirilebilecek Han ve Kervansarayların olması
  • Kara, demir yolu ağına ve havaalanına sahip olması
  • Coğrafi konumu gereğince tur güzergahları üzerinde bulunması
  • Tarihi 4 Eylül Kongresi
  • Sağlık ve kültür turizminin artışta olması
  • Jeotermal kaynaklara olan ihtiyacın Dünya genelinde artıyor olması
  • Türkiye’de kış turizmine olan talebin artış göstermesi
  • Dünyaca ünlü Sivas Halısı
  • Geliştirilmeye müsait el sanatlarının varlığı
  • Birçok yeni müze açma potansiyelinin mevcut olması
  • İl dışında belli bir güce, sayıya ve etkinliğe sahip Sivaslıların varlığı

Sivas için Tehditler

  • Modernleşme ve yaşam şekillerinin hızla değişmesinin kültürel miras üzerindeki olumsuz etkisi
  • El sanatları ustalarının aramızdan çekilmesi ve yerlerini dolduracak yeni ustaların olmayışı
  • Fabrikasyon üretimin el sanatlarına ilgiyi azaltması
  • El sanatlarındaki iş gücü kaybının önüne geçilememesi
  • İş gücü daha ucuz olan ülkelerden ithal edilen el sanatı ürünlerin sektörü olumsuz etkilemesi
  • İş olanakları nedeni ile büyükşehirlerin iş gücü talebinin artıyor olması
  • Kış mevsiminin uzun ve soğuk olması
  • İklimin tarihi ve kültürel varlıklar üzerinde olumsuz etkileri
  • Eser restorasyonlarında bazı süreçlerde aşılması zor tıkanıklıklar yaşanması
  • Eser restorasyonunun diğer inşaat işlerine göre daha pahalıya mal olması, bütçe imkanlarını zorlaması ve sürekli bakım gerektirmesi
  • Çarpık kentleşme
  • Komşu illerin gelişim hızlarının daha fazla artıyor olması yani geri kalmamız
  • Küresel ısınmanın varlığı ve doğal kaynakların azalıyor olması
Mustafa Takî ve TBMM’nin İlk Anketi

Meclis kurulmuş ve savaş devam ediyorken sürecin planlanması gerekiyordu. Aynı zamanda mecliste herkesin fikrini de almak gerekiyordu. Bunun için bir anket çalışması yapılmış.

TBMM Evrak ve Tahrirat Müdürü Necmettin Sahir Sılan, savaş devam ederken “savaş sonrası Türkiye” üzerine bir anket çalışması yaptırmış. 1921-1923 arasında çalışma devam etmiş.

Ankette tek sorunun sorulduğu bir kağıt her mebusa teslim edilmiş ve cevaplanması istenmiş. Necmettin Sahir Sılan’ın sorusu şudur:

“Kazanılacak olan millî istiklal mücahedemizin feyizdar ve semedar olması neye mütevakıftır?”

Türkçeyi Türkçeye çevirirsek soru şudur:

“Kazanılacak olan millî istiklal cihadımızın aydınlık ve verimli olması neye bağlıdır?”

Mustafa Takî Efendi el yazısıyla şöyle cevaplamıştır:

“Dünyevi, uhrevi, ferdi, ictimai her saadetin ancak istiklâl-i millî ile hasıl olacağını her ferd-i millete öğretmek, iman ettirilmek ile olabilir.”

Mustafa Takî Efendi

Yine Türkçeyi Türkçeye çevirelim:

Dünyada, ahirette, şahısta, toplumda her mutluluğun milli bağımsızlık ile olacağını milletin her şahsına öğretmek, iman ettirmek ile olur.”

Mustafa Takî Efendi

Sivas’ın Kurucu Meclis’teki ilk milletvekillerinden olan Mustafa Takî Efendi’nin Meclis Konuşmaları kitabından aldığımız bir bölümü sizlerle buluşturuyoruz.

Mustafa Takî Efendi, zaman zaman dönemin önemli dergilerinde ve gazetelerinde yazılar kaleme almıştır. Bunlar sade dille yazılmış olup doğrudan halka hitap etmektedir. Bu sayede halk ile arasında önemli bir bağ oluşmuştur.

Mustafa Takî Efendi, Beyânu’l-Hak gazetesinin 11 Rebîü’l-evvel 1330 tarihli nüshasında “Meb’ûs Nasıl Olmalı?” başlıklı bir makale kaleme almıştır.

Makalesinde çokça özellikten bahsetmiştir ancak özetle 18 maddede bunları listeyebiliriz.

  1. Dinî ilimleri ve fıkhı bilmelidir. Zira mebusların görevi, kanunların ıslahı ve düzenlemesidir.
  2. Yürürlükte bulunan tüm kanunları bilmeli ve kanunlar üzerinde halkın yararına olacak ne gibi değişiklik yapılacağını muhakeme etmeli ve incelemelidir.
  3. Devletin mevcut ve kapatılmış tüm idari organizasyonunu bilmeli ve bunlarda yapılacak ve yapılması gerekli olan değişikliğe muktedir olmalıdır.

  1. Devletin gelirlerini, giderlerini ve bunların harcandığı yerlerin usulüne uygun olup olmadığı tetkik kabiliyeti olmalıdır.
  2. Diğer devletlerin kanunlarını incelemiş ve anlamış olmalıdır çünkü tecrübelerinden yararlanmalıdır.
  3. Yönetim biçimlerini, istişareyi ve bu alanda dünyadaki görüşleri bilmeli o uygulamaların sonuç ve yararlarına vakıf olmalıdır.
  1. İslâm ve Türkiye (Osmanlı) tarihi başta olmak üzere dünya tarihine ve olaylarına vâkıf olmalıdır.
  2. Mevcut fen bilimlerine ve özellikle gelişen savaş tekniklerine vâkıf olup bu alanda gelişmemiz için neler yapılacağını idrak etmelidir.
  3. Türkiye (Osmanlı) coğrafyasına ait bilgi sahibi olmalıdır. Bu coğrafyanın bayındırlık ve altyapı açısından gelişimi için neler yapılacağı konusunda bilgi ve irade sahibi olmalıdır.
  1. Türkiye (Osmanlı) coğrafyasını bilmekle birlikte gezip görmüş ve burada yaşayan insanlara neler yapılacağına dair teklif verecek bir kanaate sahip olmalıdır.
  2. Yabancı devletlerin ve özellikle Türkiye’nin (Osmanlı’nın) yakın komşularının doğal, siyasi, millî, iktisadi yapısına ait bilgi sahibi olmalıdır. Onların gelişme ve ilerlemelerinde neler yapıtğını takip etmelidir.
  3. Yeryüzünde yaşayan tüm Müslümanların tarihlerini, mevcut durumlarını, memleketlerinin coğrafi ve doğal durumlarını bilmeli; ilişkilerin geliştirilmesi için neler yapılacağı bilgisine sahip olmalıdır.
  1. Devletler arası hukuk ve kuralları bilmeli. Bu kural ve hukukların gerek Avrupa gerek Doğu devletleriyle hangi seviyede ilişkili olduğuna vâkıf olmalıdır.
  2. Avrupa devletlerinin birbirleriyle olan ilişkilerini ve bize olan tesirini ve geleceğe yönelik gelişimi öngörebilmelidir.
  3. Türkiye (Osmanlı) topraklarında kurulmuş olan tüm siyasi cemiyet ve oluşumların program ve amaçlarını bilmelidir. Birliği bozacak girişim ve çalışmalara müsamaha etmemeli ve tedbirlerini alacak yasal çalışmaları yapabilmelidir.
  1. İlim ve fenlerden her birine az çok sahip olmakla beraber fıkıh, kanun ve siyaset gibi hukuk ilimlerinden başkalarına da vukufiyeti olmalıdır.
  2. Bugün Doğu, Batı, İslâm alemi ve Avrupa’nın içerisinde bulunduğu durum ile Türkiye’nin (Osmanlı’nın) içerisine düştüğü sosyal ve ekonomik durumu idrak ederek memleketini yükseltebilme hissiyatını taşıyacak liyakata sahip olmalıdır.
  3. Yukarıda sayılan vasıfları taşımakla birlikte; yazma ve konuşma konusunda güçlü bir kişiliğe sahip olmalıdır.

Translate »